28 Şubat 2011 Pazartesi

Tümöre karşı tümörle savaş

Amerikan Rogosin Enstitüsünden bilimadamları hayvanlar üzerinde yaptıkları deneyde kanser hücresi taşıyan makro boncuklarla tümör gelişimini durdurmayı başardılar. Bu oldukça alışılmadık bir yaklaşım gibi görünmesine rağmen halen makro boncuk tekniği, pankreas, bağırsak ve prostat kanserine karşı ikinci faz klinik deneylerde araştırılıyordu.Yeni çalışma ünlü Nature dergisinin SciBX adlı ekinde kapak olarak geçen hafta yayınlandı.

Önceki çalışmalar tümörlerin belli bir boyuta eriştikten sonra gelişme hızının yavaşladığını göstermişti. Bu da tümör kitlesinin boyutunu kontrol eden bir sinyalin varlığını gösteriyordu.

Rogosin Enstitüsünden Dr.Barry Smith ve ekibi işte bu tümör durdurucu sinyali kanserle savaş için kullanabilecekleri hipotezini öne sürdüler.

17 Şubat 2011 Perşembe

Himalaya Tuzu mucize mi?

Himalaya tuzu bundan 10 yıl kadar önce tüm dünyada piyasaya cıkmış Pakistan kaynaklı kaya tuzlarına verilen ticari isimdir. Ulkemiz de dahil dünyanin heryerinde bol miktarda bulunan kaya tuzları, genellikle kristal halde rastlanan sodyum klorürden (sofra tuzu) oluşur. Ancak dogada bulunduklari haliyle rafine olmadıkları için içlerinde bazı yabancı minarelleri de barındırırlar. Bu yabanci minareller tuz rafinerilerinde kristal tuzdan ayristirilarak atilir ve geriye saf rafine sofra tuzu kalir. Kaya tuzundan ayristirilan diger mineraller atik olarak degerlendirilir.

İddialara göre Himalaya tuzu adı altında satılan tuzlar kristal halde bulunan Himalaya daglarindan gelen kaya tuzunun öğütülmesinden elde edilmiştir ve içinde sağlığa faydalı olduğu iddia edilen başka mineralleride içerir. Yani rafine edilmemis, dogada bulundugu halde alinip ogutulup toz haline getirilmis kaya tuzudur.

Himalaya tuzu adı verilen tuz aslinda Himalaya daglarindan degil Pakistanda bulunan Khewra Tuz Madenlerinden çıkarılmaktadir. Burası Himalaya dağlarına 300km uzaklıkta bulunur ve dünyanın en büyük ikinci tuz madenidir.

7 Şubat 2011 Pazartesi

Kemoterapide riskli ilaç şüphesi. Acaba?

Hürriyet gazetesinin 6 Şubat 2011 tarihli haberinde beyin tümörü tedavisinde de kullanılan ve umut verici ilaçlardan olan Bevacizumab (Altuzan) adlı ilaçtan bahsedildi:
Amerikan Tıp Birliği Dergisi’nde yayımlanan araştırmada Stony Brook Üniversitesi Tıp Merkezi’nden bilim insanları Avastin’in kemoterapi ve biyolojik terapide kullandığı araştırmaları inceledi. Araştırma sonucuna göre kemoterapinin tek başına kullanıldığı tedavilerin aksine, Avastin’in eklenmesiyle ölüm riski 1.5 kat artıyor. Biyolojik tedavi alırken Avastin ilacı alan hastalarda ölüm riski ise 3.5 kat artıyor. Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), Avastin’e onay veriyor.
Bu haber sitemizi takip eden okuyucular arasında bir miktar panik ve karmaşa yarattı. Bu konuya bir miktar açıklık getirmek istiyoruz.

Hürriyetteki haberin kaynağı aslında geçen hafta yabancı ajanslarda (başta finans kanalı Bloomberg ve MSNBC) çeşitli başlıklarla verilen ve Journal of the American Medical Association'in 2 Şubat sayısında yeralan "Avastin in combination with chemotherapy compared with chemotherapy alone, was associated with increased treatment-related mortality" adlı yazı.

Bu tip haberlerde üstünkörü ve bazen çeşitli çıkar hesapları doğrultusunda çarpıtmalara rastlamak çok alışılmadık değil. Haberin Bloomberg gibi bir kaynakta büyük başlıklarla verilmesi bir hisse senedi spekülasyonu olduğu şüphesi uyandırmıyor değil. Bu tip haberlerle şirketin hisse değerini düşürdükten sonra ardından gelecek daha büyük bir haberle hisselerin değerlerini yükseltip kar sağlamak borsada sıkça rastlanan bir oyun.

Bizi hasta olarak ilgilendiren kısmı söylentiden öte haberin bilimsel geçerliliğin olup olmaması. Bunun için bu tip haberlerde haberin kaynağını ve aslını bulmak yerinde olur. Zaten çarpıtılmaya meyilli bir dille verilen haberler, yabancı ajanstan Türkçe ajanslara geçerken iyice özünü yitiriyor.