10 Ocak 2011 Pazartesi

Hıçkırık problemi kemoterapide sık rastlanan bir yan etki

Kanser konusunda yapılan araştırmalarda gözardı edilse de aslında yapılan çalışmalar kemoterapi gören her 3 hastadan 1'nde hıçkırık görüldüğünü gösteriyor. Sağlıklı insanlarda ise geçmeyen hıçkırıkların sebebi beyin sapında bulunan tümörler olabilir.

Hıçkırık, göğüs boşluğu ile karın boşluğunu birbirinden ayıran diyafram kasının istem dışı olarak birden kapanması sonucu ortaya çıkar. Bu istem dışı hareketin Frenik sinir veya Vagus siniri adı verilen sinirlerin uyarılması sonucu olduğu bilinmektedir. Çok sık görülse de genelde harici hiçbir tedavi gerektirmeden kendiliğinden geçen bir durumdur. Basit hıçkırıklar çoğunlukla mide gazı, sıcak ve baharatlı yemekler ve sinir bozukluğundan kaynaklanır.

Ancak kemoterapi gören hastalarda durum biraz daha farklıdır. Araştırmalar kemoterapi gören hastaların %30 kadar büyük bir kısmında geçmeyen hıçkırıklar görüldüğünü tespit etti.

Konu hakkında araştırma yapan Japonya Chiba Üniversitesi sağlık bilimleri merkazinden Prof.Dr.Takiguchi bu sorunun özellikle tedavi sırasında kullanılan Dekort (Dexamethasone) tarafından oluşturulabileceğini söylüyor. Daha önce yapılan çalışmalar Dekortun hıçkırık gibi bir yan etkisinin olduğunu kanıtlamıştı.

Tümörde yalancı ilerlemeye dikkat

Toronto Üniversitesi Odetta Kanser Merkezinden uzmanlar beyin tümörü tedavisinin ilk haftalarında görülen erken ilerlemelerin yanıltıcı olabileceğini dahası bu tür erken ilerlemelerin tedavinin pozitif sonuç vereceği konusunda bir işaret olabileceğini bildirdiler. Uzmanlar hastaların tedavinin ilk haftalarındaki MRlardan umutsuzluğa kapılmamaları gerektiğini ve tedavilerine en az 3 ay boyunca devam etmeleri gerektiğini bildirdiler.

Kanada'da yapılan çalışmada ortalama yaşı 58 olan 104 GBM hastası 55 hafta boyunca izlendi.  Hastalara ilk önce radyoterapi ve Temodal eş zamanlı tedavisi uygulandı  ve bunun arkasından standard Temodal kemoterapisi uygulandı..
Araştırmaya katılan hastaların %26'sında radyoterapiyi takip eden 8 hafta içinde çekilen MR'larda tümörde normalden "erken ilerleme" görüldü. Erken ilerleme görülen hastalardan %32'sindeki ilerlemenin aslında "yalancı ilerleme" olduğu anlaşıldı. Yani MR görüntülerinde tümörde ilerleme varmış gibi görünmesine karşın gerçekte tümörde ilerleme yoktu.

İşin ilginci doktorlar yalancı ilerleme görülen bu hastaların sağkalım süresinin tüm hastalardan %40 daha uzun olduğu görüldü. Bu hastalardaki sağkalım süresi ilerleme görülen diğer hastalara göre ise %400 daha uzun. Yani "yalancı ilerleme" görülmesi tümörün tedaviye iyi cevap vereceğinin bir işareti.

Araştırmayı yürüten uzmanlar bu sebepten tüm hasta ve doktorları tedavinin ilk 3 ayında görülen MRlardan umutsuzluğa kapılmamalarını ve bu görüntülere bakarak tedavi işe yaramıyor diye tedaviyi bırakmamalarını öneriyorlar. Çünkü MR da görülen bu erken ilerleme yanıltıcı olabiliyor hatta tedavinin çok iyi sonuç vereceğinin bir işareti olabiliyor. Bu sebepten kemoterapiye radyoterapiden sonra en az 3 ay boyunca MR da ne görülürse görülsün devam edilmesi gerekiyor.

KAYNAK:
Pseudoprogression following chemoradiotherapy for glioblastoma multiforme. Sanghera P, Perry J, Sahgal A, Symons S, Aviv R, Morrison M, Lam K, Davey P, Tsao MN., Odette Cancer Centre, University of Toronto, Ontario, Canada., Can J Neurol Sci. 2010 Jan;37(1):36-42.

1 Ocak 2011 Cumartesi

Glioblastoma Multiforme Nedir? Nasıl Tedavi Edilir?

Glioblastoma Multiforme veya kısaca GBM beyin tümörleri içinde en çok rastlanan ve en şiddetli olan tümörlerdir. En yaygın tümör olmasına rağmen 100,000 kişide 2 veya 3 kişi bu hastalığa yakalanmaktadır. Dünya sağlık örgütünün belirlediği sınıflandırmaya göre hastalığın adı Glioblastoma dır İki çeşidi vardır, Dev hücreli glioblastoma ve gliosarkoma. GBM hayvanlar arasında en çok köpeklerde rastlanır bu sebepten tedavi geliştirmek için yapılan araştırmalar çoğunlukla köpekler üzerinde yapılır.

Hastalığın tedavisi ilaçlı tedavi (kemoterapi), ışın tedavisi (radyoterapi), radyocerrahi, antianjiyonjenesis tedavisi ve ameliyatı içerir.

Derece
Dünya sağlık örgütü şiddetlerine göre GBMi 4 dereceye ayırmıştır. Bunlar Grade I, Grade II, Grade III ve Grade IV tür. Bu sıralamaya göre 1. derece tümörler en az şiddetli, 4. derece tümörler ise en agresif tümörler olarak bilinir. Ayrıca 1 ve 2. derece tümörlere Düşük Dereceli Tümör, 3 ve 4e ise Yüksek Dereceli Tümör adı verilir. Tümörün derecelendirilmesi, tümörün hücre bazındaki özelliklerine göre yapılır. Derecelendirme için tümörden alınan parça çeşitli kimyasal boyalarla boyanarak mikroskop altında incelenir. Buna patoloji incelemesi adı verilir. Tümörün derecelendirilmesi tümörün yayılma hızı hakkında geleceğe yönelik bir fikir verir, Buna göre de tümöre uygulanacak tedavi belirlenir.

Tedavi
Tedavide ilk başvurulan yöntem cerrahidir. Kranyotomi adı verilen açık beyin ameliyatı ile hastanın kafatasında bir kesit yapılarak buradan tümörü oluşturan kitleye ulaşılır ve kesilerek alınır.
Tümörü oluşturan hücreler çok küçük olduğundan cerrahi arkasında hücreler kalır. Bu hücrelerin yeniden tümör oluşturmasını engellemek için ameliyat bölgesine ışın uygulanır. Bu tedaviye radyoterapi veya ışın tedavisi adı verilir. Ameliyatın mümkün olmadığı durumlarda da bu yöntem tümör kitlesinin yok edilmesini sağlar.
Cerrahi ve radyoterapiye rağmen tümörü oluşturan şartlar tamamen ortadan kaldırılamayabilir. Tümörün yeniden oluşmasını (nüks) engellemek ve arkada kalabilecek hücreleri öldürmek için ilaçlı tedavi (kemoterapi uygulanır). Ameliyat ve radyoterapinin tercih edilmediği durumlarda ilaçlı tedavi tümörün yok edilmesi için kullanılmaktadır.

Yukarıdaki tedavilerle birlikte hastadaki semptomları azalmak için çeşitli tedaviler uygulanır. Tümöre yapılan müdahele sonucu oluşan ödem, ödem giderici adı verilen kortikosteroid ilaçlar kullanılarak engellenir. GBM hastalarında sık görülen epilepsi krizleri ise antiepileptik ilaçlar kullanılarak azaltılır. Hastalarda oluşabilecek hareket bozuklukları ise fizik tedavi uygulanarak düzeltilir.