29 Temmuz 2010 Perşembe

Yeni Tedaviler: Gliadel Kemoterapi Implantı

Kemoterapi bir diğer adı ile ilaçlı tedavi beyin tümörü tedavisinin ayrılmaz bir parçasıdır. İlaçlı tedavi genellikle ağızdan alınan hap veya kapsüller ile veya damardan enjekte edilen ilaçlarla yapılır. Gliadel bu ilaçlı tedavi yöntemlerine bir yenisini ekliyor: yerel kemoterapi. Gliadel pek çok çeşidi olan beyin tümörlerinden en agresiflerinden olan Glioblastoma Multiform (GBM) türü beyin tümörlerine başarı ile uygulanmakta.

Bu yöntemde ameliyatla alınan tümörün yerine ameliyat sırasında Gliadel adı verilen ilaç yüklü plakalar yerleştiriliyor. Bu plakalar ameliyat sonrasında tümör bölgesine yavaş yavaş daha önce belirlenen dozda ilaç veriyor. İlaç doğrudan tümör bölgesine uygulandığından sindirim sistemi veya dolaşım sisteminde filtrelenmiyor. Böylece çok daha küçük dozlar uygulanarak ağızdan veya damardan verilen ilaçlı tedavilerden daha iyi sonuçlar alınabiliyor. Düşük doz ve doprudan ilaç uygulanması kemoterapi sırasında pek çok hastanın karşılaştığı kan sayımı düşmesi durumunu da ortadan kaldırıyor.

Çoğu beyin tümörü ameliyatında tümörün tamamının alınması mümkün olmuyor veya tümörü oluşturan etkenler tekrar ortaya çıkıp tümörü yeniden nüksettirebiliyor. Gliadel sayesinde ameliyat sonrasında geride kalmış olabilecek tümör hücreleri öldürülebiliyor ve tümörün tekrar nüksetmesinin önüne geçiliyor.

Hastaya implant ameliyatı sırasında konulduğu için hastanın bu tedavi için ek bir şey yapmasına gerek yok. İlaçları takip etmesi hergün alması gibi sorunlar yok. Bilindiği gibi ağızdan alınan ilaçlar uzun süreli kullanımda mide de iltihaplanmalara yolaçabiliyor. Gliadel kullanan hastaların ise böyle bir sorunu yok. Gliadelin etkin maddesi ilaçlı tedavide kullanılan en güçlü ilaçlardan olan BCNU (Carmustine).

Gliadel tedavisi Japon ilaç araştırma şirketi EISAI tarafından geliştirildi.  Amerikan sağlık bakanlığı FDA tarafından onaylı ve 1997 yılından beri Amerika, Japonya, İngiltere, Almanya, İsviçre dahil 18 ülkede uygulanmakta. Şu ana kadar 20,000i aşkın hasta bu yöntemle tedavi edildi.

Türkiye'de ki uygulaması hakkında henüz bir bilgimiz yok ancak bir bilgimiz olursa sitemizde bunu sizlerle paylaşacağız.


Kaynaklar:

28 Temmuz 2010 Çarşamba

Halep orda ise...

Uzun yıllar yakalandığı çok şiddetli kanserle savaştıktan sonra geçen sene ölen ünlü Hollywood yıldızı Hayalet (Ghost) filminin Sam'i Patrick Swayze kendisine alternatif tedavileri deneyip denemediği sorulunca şunlari söylemiş:
Eğer herhangi biri pek çok insanın bana gelip yeminle söylediği gibi bu hastalığın mucize ilacını bulmuşsa, onlardan iki şey beklerim: Şu an ya çok zengin olurdunuz veya çok ünlü olurdunuz. Aksi halde, çenenizi kapatın!
Bu cümleler kulağa çok basit gelse de aslında uzun bir tefekkürün yalın bir halde dışavurumu olduğunu düşünüyorum.

Bugün pek çok alternatif tedavici, kansere kesin çare olabilecek ilaçları icat ettikleri iddiası ile hastalardan inanılmaz paralar talep ediyorlar. Patrick Swayze pek çok hit filmi olan Hollywood'un en ünlü ve en başarılı yıldızlarından. Küçük bir devleti satın almaya yetecek kadar zengin olduğunu söylersek abartmış olmayız.

Swayze tek örnek değil, Ronald Reagan ABD başkanı, Ted Kennedy ABD senatörü, dünyanın yetiştirdiği ender dahilerinden Nobel ödüllü fizikçi Richard Feynman, bizim eski bakanlarımızdan Dr. Yıldırım Aktuna ve daha niceleri uzun yıllar kanserle savaşmış kişiler. Halen yüzlerce bilimadamı, doktor, devlet adamı ve/veya onların birinci dereceden yakınları ve sizin benim gibi sıradan insanlar kanser ile savaşıyor. Bir yerlerde birileri bir tedavi buldu ise, bu öyle kıyıda köşede saklı kalacak bir şey olmayacaktır. Mutlaka bu kişi ya çok ünlü (insanlık namına yapıyorsa bu işi) ya da çok çok zengin olacaktır.

Şayet bir kişi size mucize ilaç buldum diye geliyorsa, hala ne çok çok zengin, ne de çok çok ünlü olamadıysa, ve sattığı ilacın faydasını doğruluğu teyit edilemeyecek ağızdan hikayeler dışında hiçbir bilimsel kanıt ile destekleyemiyorsa, çenesini kapatması gerekir!

Halep orda ise arşın burda....

İşte Swayze bunu anlatmak istiyor size...

Bizlerin elinde yüzlerce, binlerce bilimadamının ve doktorun üzerinde çalıştığı, sayısız testlerle faydasını ve etkinliğini kanıtladığı çok başarılı ilaçlar ve tedaviler varken, bunları bırakıp ortaokul terk baharatçıların lafla iddia ettikleri, sözümona mucize ilaçlarına yönelmek pek akla yatmıyor... İddiası olan ya gelir herkesle beraber ispatlar, ya da çenesini kapatır. Öyle bir köşeye çekilip kaçak dövüşmek olmaz...

23 Temmuz 2010 Cuma

Yeni Tedaviler: Nano-Cancer adlı yeni nanoteknolojik tedavi AB tarafından onaylandı!

Nano-Cancer adlı nanoteknoloji tabanlı yeni tedavi Avrupa Birliği sağlık organı tarafından tarafından tedavide kullanım için onaylandı. Böylelikle hastalar için artık bu tedavinin  standard tedavi olarak uygulanmasının önü açılmış oldu.

Tümör tedavisinde bir devrim niteliğinde olan Nano-Cancer tedavisinde hastaya önce nanoparçacıklar enjekte ediliyor. Daha sonra dışarıdan uygulanan manyetik alan ile bu nanoparçacıklar aktifleştirilerek kanserli hücreler teker teker hücre hücre imha ediliyor. Tedavi tamanen harici olarak uygulanıyor ve yalnızca tümör bölgesini etkiliyor ve sağlıklı hücrelere hiçbir etkisi olmuyor.

Tedavi başında nanoparçacık enjekte edilen hasta MR benzeri bir cihaza (yürüyerek) giriyor ve seans sonunda yine yürüyerek çıkıyor. Tedavi ortalama 1 saat süren toplam 6 seansta yapılıyor. Nanoparçacıklar yalnızca tedavinin başında 1 kez enjekte ediliyor.

İmha olan tümör hücreleri vücut tarafından doğal olarak dışarı atılıyor. Bilimadamları kanser ve beyin tümörü tedavisinde çığır açacak bu yeni yöntem üzerinde yaklaşık 20 yıl çalıştılar ve güvenilirliğini ve etkinliğini sayısız klinik deneylerle test ettiler.

Nanoparçacıkların boyutları yalnızca 20 nanometre, bu da bir alyuvar hücresininden tam 500 kez daha küçük. Parçacıklar doğal demir atomlarından elde ediliyor ve üzerleri özel bir madde ile kaplanıyor. Bu madde parçacıkların tümör hücrelerine kolayca nüfuz edebilmesini sağlıyor.

Tedaviyi geliştiren Alman MagForce adlı şirket 28 Haziran'da uzun zamandır bekledikleri onayı Avrupa Birliği'nin  ilaç ve tedavileri kontrol eden organından aldıklarını açıkladılar. Şimdilik bu onay yalnızca beyin tümörlerini kapsıyor. Ancak MagForce CEO'su Dr. Andreas Jordan, yeni onay sayesinde elde edilecek gelir ile bu tedavinin diğer kanser türleri üzerinde denenmesi için klinik çalışmaları finanse edebileceklerini açıkladı. Bu da kanser ile savaşan pek çok hasta için sevindirici bir gelişme. Şirket hali hazırda Prostat Kanseri için 2.faz klinik deneylerde, gırtlak kanserirahim kanseri ve sarkoma kalıntı tümörleri için 1.fazı tamamlamış durumda. Pankreas kanseri ise 1. faz klinik deneylerinde. Bilindiği gibi herhangi bir tedavinin geniş kitleye uygulanabilmesi için 3 aşamalı klinik deneylerin tamamının bitmesi gerekiyor. Ancak bu sırada gönüllü hastalar isterlerse bu deneylerde yer alabiliyor.

Bu tedavinin nerelerde ve nasıl uygulanacağı konusu henüz kesinlik kazanmadı ancak MagForce yetkilileri bunu önümüzdeki günlerde çalışmaları tamamlanınca açıklayacalşarını söylüyorlar. Tedavinin bundan önceki klinik denemeleri ise Almanya'nın Berlin kentinde bulunan Charite Üniversitesi Kanser Araştırma Merkezinde ve Berlin Askeri Hastanesinde (Bundeswehrkrankenhaus) yapılmış. Bu konudaki gelişmeleri sizlerle sitemizde paylaşmaya devam edeceğiz.

Kaynaklar:
http://www.magforce.de/english/products/nano-cancer-therapy.html
http://www.medicalnewstoday.com/articles/193457.php

12 Temmuz 2010 Pazartesi

Beyin tümörüne tedavi umudu Ruta 6c ve Calc Phos

Ruta 6c (Ruta Graveolens 6c) ve  Calc Phos (Calcarea Phosphorica 3x) adlı ilaçlar Hintli doktorlar Prasant ve Pratip Banerji tarafından geliştirilmiş Homeopatik beyin tümörü ilaçlarıdır. Hintli doktorlar toplam 257 hasta üzerinde yaptıkları çalışma da her 3 hastadan 2sinin bu ilaç ile tedavi edilebildiğini söylüyorlar.
Homeopati Nedir?
Homeopati Alman doktor Otto Hahnemann tarafından ortaya atılmış seyreltilmiş etken maddeli ilaçlardır. Teoriye göre bazı kimyasallar çok seyreltildiklerinde dahi vücutta aynı iyileştirici etkiyi gösterirler fakat yüksek dozda verildiklerinde vücuttaki işleyişi bozarlar. Homeopati bu yüzden herhangi bir etken maddenin normal ilaçlara göre kat kat seyreltilmiş eser derecede kullanılması ile yapılır. Bu konuda pek çok bilim adamı kuşkucudur. Homeopatik ilaçların gerçekten etki edip etmedikleri yolunda ciddi tartışmalar vardır. Bunda homeopatik ilaçların ciddi deneysel verilerle desteklenmemiş olmasının rolü büyüktür.

Dr. Banerji'nin geliştirdiği ilaçlar için ise durum biraz farklıdır. Dr. Banerji bu ilaçları herhangi bir ilaç gibi klinik deneylere tabi tutup bunların sonuçlarını, diğer bilim adamlarının incelemesine sunmuştur.

Ruta Graveolens (Sedefotu)
Ruta Graveolens, Türkçe adı sedefotu olan bitkiye verilen latince isimdir. Bir bahçe bitkisidir ve eski çağlardan beri pek çok hastalığa karşı kullanılmış bir kocakarı ilacıdır. Etkileri arasında sindirimi kolaylaştırma, terletme, solucan düşürme sayılabilir, antiseptik özelliğide görülmüştür.

Hamilelik sırasında kullanılırsa çocuğun düşmesine sebep olur. Ayrıca yüksek dozda alınması barsak iltihaplanması, böbrek yetmezliği ve zehirlenmelere yol açar. Literatürde bu bitkinin özellikle Uruguay'da istenmeyen gebeliklerde kullanıldığı kaydedilmiştir. Raporlarda bu bitkiyi içen genç kadınların tamamının hastaneye sevkedildiklerinin ertesi günü öldüğü kaydedilmiştir.

Sedefotu, homeopatların da gözdesi olan bir bitkidir. Dr. Banerji'nin geliştirdiği Ruta Graveolens 6c de bu bitkinin seyreltilmiş bir çözeltisidir.

Bilimsel İnceleme
2003 yılında Uluslarası Onkoloji dergisinde Hintli Dr.Prasanta ve Pratip Banerji kardeşler ünlü MD Anderson Kanser Araştırma Merkezi Moleküler Genetik Bölümü uzmanlarından Dr.S Pathak ile birlikte yaptıkları bir çalışma yayınlandı. Yayınlanan raporda Ruta 6 adlı homeopatik ilacın diğer hiçbir hücreye zarar vermeden beyin kanseri hücrelerini seçerek öldürdüğü bildirildi. 7si beyin tümörü olan 16 kanser hastası üzerinde denen ilacın, bu hastaların tamamında tümörün gerilemesine yol açtığı gözlenmişti. Bunun sebebinin tam bilinmemekle birlikte hücre ölümüne yol açan telomeraz mekanızmasi üzerinde etkilerinden dolayı olduğu öne sürülmüştür.

16-19 Kasım 2006 da düzenlenen Uluslarası Nöronkoloji Topluluğunun 11. yıllık toplantısına katılan Dr.Prasanta Banerji ve Dr.Pratip Banerji, bilim kuruluna şu açıklamalarda bulunmuşlardır:
Beyin tümörlerinin ameliyat, radyoterapi ve kemoterapiden sonra tekrarlaması bilinen bir sorundur ve bu konuda standard veya alternatif tedavi yöntemleri mevcuttur. Hindistan'da herhangi bir standard tedavi görme şansı olmayan hastalar arasında Ruta 6 and Calcarea Phosphorica 3X kullanımı ana tedavi olarak oldukça yaygınlaşmıştır. Diğer ülkelerde ise tümörün tekrarlamasını engellemek için kullanılmaktadır. Biz Hindistan'dan 76 hasta, Amerika'dan 144 hasta ve diğer ülkelerden 27 olmak üzere, başka tedaviler görmeyen hastalar arasında bir analiz yaptık. Yaptığımız inceleme bize bu hastaların %66,7sinde hastaların herhangi bir tekrarlamayla karşılaşmadığını gösterdi. Özellikle Oligodendroglioma da tümör tekrarı önlemede mükemmel sonuçlarla karşılaştık, ayrıca beyin sapı tümörlerinde de benzer sonuçlar elde ettik.
Elbette bu çok umut verici bir açıklama, yalnız burada dikkat edilmesi gereken nokta, hastaların standard tedaviden sonra hiçbir tedavi uygulanmasa idi yüzde kaçında tekrarlama olduğu belirtilmemiş. Ruta 6 kullananların 3 te 2 sinde tekrarlama görülmemiş ancak şayet hiçbirşey uygulanmadığında da hastaların 3 te 2 sinde tekrarlama olmuyorsa bu ilacın etkili olmadığını gösterir.

2007 yılında Hindistanın saygın kanser merkezlerinden Amala Kanser Araştırma Merkezinden araştırmacılar Dr.Ellanzhiyil Sunila ve arkadaşları Kanıta Dayalı Alternatif Tıp dergisinde bir araştırma yayınlandılar.

Ekip kansere ve tümöre iyi geldiği iddia edilen yaygın olarak kullanılan 10 adet homeopatik ilacı laboratuar ortamında teste tabi tuttu. Bu testlerde ilaçlar doğrudan etkili oldukları iddia edilen bir dizi kanser hücresine uygulanarak sonuçları incelendi.

Elde edilen sonuçlara göre Ruta 6 adlı ilacın kanser hücreleri üzerinde test edilen diğer maddere kıyasla çok az bir etkisi olduğu görüldü. Ekip sonuç olarak Ruta 6in etkisinin tam kanıtlanamadığını bildirmek zorunda kaldı. Gerçektende yukarıdaki grafikten de görüldüğü gibi Ruta 6 uygulanan hücrelerle hiçbir şey uygulanmayan hücreler arasında neredeyse hiçbir fark yoktu. (h sütunu Ruta 6 etkisini a sütunu hiç ilaç uygulanmadığındaki durum) Bahsedilen çok az hücre ölümü ise Ruta 6 içinde yer alan etken maddeye değil çözeltide kullanılan suya ait olabilirdi (ozmotik basınç). Fakat bu çalışma (seyreltilmeden kullanılmış) diğer etken maddeler Thuja, Hydrastis, Lycopodium'ın kanserli hücreleri öldürme etkisi olduğunu saptadı.

Sonuç: Kullanalım mı?
Yukarıda ki bilgiler ışığında değerlendirirsek. Bu ilacın herhangi bir yan etkisi yok. Etkisi ise sadece 1 çalışma ile desteklenmiş ve hiç kullanılmasa idi ne olur du sorusuna cevap verilmemiş. Elbetteki koskoca MD Anderson hastanesi herhangi bir yanlış yapacak değil ancak yine de bağımsız çalışmada etkisinin kanıtlanamadığını görüyoruz. Şayet fiyatı çok pahalı değil ise, kullanılabilir. Fakat başka tedavilerden kesinlikle vazgeçilmemelidir. Diğer araştırmada geçen Thuja, Hydrastis ve Lycopodium ile ilgili bir çalışma yapıp bunu da sizlerle paylaşacağız.

Kaynaklar:

2 Temmuz 2010 Cuma

Kordoma (Kafa tabanı tümörü) tedavisinde son gelişmeler

Kordoma Nedir?
Kordoma kafa tabanı tümörleri adı verilen tümörler grubundan nadir görülen çok yavaş ilerleyen kötü huylu bir tümördür.

Kordomaya ne sebep olur?
Bu tümörlerin doğuştan oluştuğu ve canlı embriyo halinde iken bulunan notokord adı verilen yapının hücresel kalıntılarının hayatın ileriki dönemlerinde büyümeye devam etmesi sonucu oluştuğu düşünülmektedir. Notokord insan dışında pek çok canlıda omurganın desteklenmesini sağlar fakat bu insanlarda ve bazı diğer omurgalılarda fonksiyonunu yitirip yerini omurgaya bırakmıştır.

Kordoma tümörlerinin notokord adlı yapının kalıntılarından oluştuğunun kanıtları şunlardır
  1. Bu tümörler omurilik ekseninde bulunur (embriyoda notokordun bulunduğu yer)
  2. Mikroskop altında incelemede notokord ile aynı özellikleri gösterirler
  3. Geniz arkasında tümör hariç başka notokord hücresi kalıntıları bulunur
Kordoma tümörleri kafa tabanında, geniz arkasında başlar ve omuriliğe doğru ilerler. Bilim adamları aynı aileden başka üyelerde de bu tümörün görülebileceğini ve bunun kalıtsal bir genetik mutasyon sonucu oluşmuş olabileceğini söylüyorlar.

Teşhis
Tümörün tam tipinin belirlenebilmesi için biyopsi ile tümörden parça alınarak mikroskop altında ilaçlı inceleme (patoloji) yapılması ve kromozomlarda bozukluklara bakılması gerekir. Tümör tipinin bilinmesi deneme yanılma yerine, doğrudan en etkili tedavinin bulunup uygulanmasını sağlar. Kordomalar incelendiğinde şu özellikleri gösterirler:
  • Kordomalarda patolojik incelemede PTEN geni bozukluğu görülür. 
  • Sakral Kordoma adı verilen tümör tipinde mTOR adı verilen protein patoloji incelemesinde görülür.
  • Tümör hücrelerinin patolojik incelemesinde PDGFR-bEGFR, CD117 sinyalleri görülür
  • Immunoterapiye cevap verebilen kordomalarda CSPG4 geni bulunur.
  • 9 numaralı kromozomda p16, p15, p21 genleri silinmiştir.
Tedavi Seçenekleri
Ameliyat
Kordomada ilk tedavi opsiyonu ameliyattır. Ameliyatla ne kadar büyük bir parça alınabilirse hastanın tedavi şansı o kadar yükselir. Ancak kordomalar omurilik ve sinirlere çok yakın bölgelerde oluştuğu için tam olarak alınmaları çok zordur ve çeşitli dallardan çok tecrübeli bir ekip çalışması gerektirir. Bu yüzden doğru cerrahı ve kliniği şeçmek bir hasta için hayati önem taşır. Hastanın doğru ekibe ve doğru tedaviye ulaşana kadar arayışa devam etmesi çok önemlidir. Ameliyat açık olarak veya özel geliştirilmiş endoskopik yöntemlerle gerçekleştirilir.

Radyoterapi
Ameliyat uygulandıktan sonra, radyoterapi arkada kalan tümör parçalarının tekrar üreme şansını azaltır. Araştırmalar da radyoterapi uygulanan hastaların uygulanmayanlara göre uzun vadeli tedavi edilme oranının yüksek olduğunu göstermektedir. Kordoma sadece çok yüksek doz radyasyon uygulanarak yok edilebilir fakat bu etrafta bulunan sağlıklı dokulara da kalıcı hasar verir. Bu sebepten, herhangi bir sakatlığı önlemek için radyasyonun çok hassas bir şekilde, özenle planlanarak uygulanması gerekir. Bu konuda özellikle ülkemizdeki hastaların çok dikkatli olması gerekir. Radyoterapi konusuna yeterince ciddi yaklaşmayan radyoloji operatörleri çoğunluktadır. Bunlar özellikle kordoma gibi ender görülen tümörlerde hastalık üzerinde çok fazla bilgi ve tecrübe sahibi olmadıklarından neredeyse gelişigüzel yaklaşımlarda bulunabilir. Şu an Türkiye'de beyin tümörüne sahip pek çok hasta, beyin tümöründen değil ona itina ile uygulanmayan radyoterapiden kalıcı olarak sakat kalmaktadır veya yaşamlarını kaybetmektedir. Bir hasta olarak bu konuda kesinlikle uyanık ve bilinçli olun. Size radyoterapi uygulayacak doktorun bilgisini ve tecrübesini çekinmeden sorgulayın. Çünkü can sizin canınız. Örneğin daha önce kordomaya sahip kaç vakayı tedavi ettiğini ve ne sonuç aldığını sorun. Sizin dosyanız üzerinde kaç saat harcadığını, durumunuzu diğer doktorlarla tartışıp tartışmadığını öğrenin. 

Radyoterapi de "proton ışını" adı verilen yöntem en etkilidir. Ancak CyberKnife uygulaması da yapılabilir.

Şayet hastaya radyoterapi veya CyberKnife uygulanabiliyorsa, bunun yanında kemoterapi de kullanılır. Araştırmalar kordoma hastalarının tek tedavi değil birden fazla çeşitte tedavi ile tedavi edildiğinde en iyi sonuçlar alındığını göstermektedir.

Kemoterapi
Yukarıdaki tedavi opsiyonlarına ek olarak hastaya  kemoterapi uygulanabilir. Aşağıda Kordoma tedavisinde kullanılabilecek uzmanlar tarafından onaylanmış en yeni ilaçlı tedavi uygulamalarından bazıları verilmiştir:

İlaç Adı
İlacın Ticari İsmi
Uygulanan hasta sayısı
Sonuç
Literatür referansı
Imatinib
Glivec
44
37 hastada cevap alındı
Imatinib
Glivec
17
17 hastada cevap alındı
Imatinib + Sirolimus
Glivec+ Rapamune
9 (imatinib dirençli hasta)
8 hastada cevap alındı
9-nitro-camptothecin

15
1 hastada cevap alındı
Cetuximab + Gefitinib
Erbitux + Iressa
1
1 hastada cevap alındı
Cetuximab + Gefitinib
Erbitux + Iressa
1
1 hastada cevap alındı
Erlotinib
Tarceva
1
1 hastada cevap alındı

Durumunuz ne olursa olsun, doğru bulacağınız doğru doktor sizin hayatınızı değiştirecek en önemli şeydir. Kordoma tedavisi kesinlikle birden fazla dalda uzman doktorun birlikte bir ekip çalışması yapmasını gerektirir.

Kordoma hastaları yararına kurulmuş Amerika merkezli Kordoma Vakfı (Chordoma Fund) bu hastalığın tedavisi için yeni yöntemler geliştirilmesi için uğraşmaktadır. Bu vakıf Kordoma hastaları için dünya çapında en iyi tedavi ekiplerinin bulunduğu bir veritabanı kurmuştur. Daha fazla bilgi ve yardım için bizimle irtibattan çekinmeyin.

KAYNAKLAR
  • Kordoma Vakfı sitesi, http://www.chordomafoundation.org/
  • Fasig JH, Dupont WD, LaFleur BJ, Olson SJ, Cates JM (February 2008). "Immunohistochemical analysis of receptor tyrosine kinase signal transduction activity in chordoma.". Neuropathology and Applied Neurobiology 34 (1): 95–104. doi:10.1111/j.1365-2990.2007.00873.x. PMID 17973908.

1 Temmuz 2010 Perşembe

Kafa tabanı tümörü ve tedavisi

Kafa tabanı tümörü (İngilizce Skullbase tumor) veya kafatası tabanı tümörü veya beyin tabanı tümörü adları ile anılan tümörler sinüs, geniz ve kulakta yerleşen tümörlerdir. Bu tümörler kafada bulunmalarına rağmen beyin tümörlerinden farklıdır ve tedavisi nispeten daha kolaydır. 80'li yıllara kadar tedavisi çok zor olan bu tümörlerin tedavisi son yıllarda geliştirilen modern ilaç ve tekniklerle artık mümkün olabilmektedir.

Türleri
Kafa tabanı tümörleri kafatasının herhangi bir yerinde kendilerini gösterebilirler. Bazı türleri EBV (Eppstein Barr Virüsü) tarafından oluşturulabilir. Tümörlerin genellikle solunum yollarına yakın bölgelerde görülmesi bunların virüs tabanlı oluşuna dair bir işaret olabilir. Kafa tabanı tümörleri bulundukları yerlere göre çeşitli türleri vardır:
  • Osteoma
  • Chondroma
  • Hemangioma
  • Dermoid ve Epidermoid kafatası tümörleri
  • Plasmasitoma
  • Paraganglioma
  • Chondrosarcoma
  • Chordoma
Osteoma, kafatasının kemik yapısı içinde oluşan iyi huylu tümörlerdir. Bunlar burunun iki tarafındaki sinüslerin etrafında oluşur. 

Chondroma (Kondroma), bunlar nadir görülen yavaş üreyen tümörlerdir, kafatası üzerindeki boşluklarda oluşur. Kötü huylu bir tümör olan Chondrosarcoma (Kondrosarkoma) ya dönüşme riski bulunur.

Hemangioma ise iyi huylu damarlı kemik tümörleridir. Bunlar çok kücük, veya çok büyük olabilir, tek veya grup halinde görülebilir.

Dermoid tümörler kafatası boşluğunda oluşurlar. Çocuklarda görülen iyi huylu tümörlerdir.

Chrondrosarcoma, kötü huylu bir tümördir. Daha çok 40 yaş üştü erkeklerde rastlanır.

Chordoma (kordoma), düşük dereceli kötü huylu bir tümördür, sinüslerde, genzin arka kısmında ve beyin sapına yakın yerlerde görülür. Yerel olarak büyüme eğilimleri vardır ve beyin sapına doğru ilerleyebilirler. Ameliyata karşın tekrar görülebilirler. Ancak genelde metastaz yapmazlar. Radioterapi uygulanabilir ancak bu etraftaki diğer dokulara da zarar verebilir. Kafatasının üstüne yayılma mümkündür ancak bu sadece agresif tümörlerin ileri safhalarında görülürler.

Kordomaların yalnızca %10 kadar kısmı kötü huylu özellikler gösterir ve bunun muhtemel sebebi daha önce  uygulanmış radyoterapilerdir.

Tedavi
Kafa tabanı tümörlerine ilk uygulanacak müdahele ameliyattır. Son yıllarda birden fazla dalda gerçekleştirilen teknolojik gelişmelerle kafa tabanı tümörü ameliyatlarında devrim yapılmıştır. Endoskopik ameliyat, enfeksiyon önleme metodları, radyocerrahi gibi yöntemler bunlardan birkaçıdır. Buna ilaveten bu tür ameliyatlarda ki tecrübeler de hızlı bir şekide artmıştır. En etkili tedavi yöntemleri, ameliyat ve buna destekli kemoterapi tedavileridir.

Kafa tabanı tümörlerinin etkili ve hastaya en az hasar ile tedavisi için birden fazla dalda doktordan oluşan bir ekibe ihtiyaç vardır. Oluşturulacak bu tedavi ekibinde şu uzmanlar bulunmalıdır:
  • Onkoloji/Nöroonkoloji uzmanı
  • Radyasyon onkolojisi uzmanı
  • Nöroloji uzmanı
  • Ağız ve gırtlak cerrahı
  • Estetik cerrahi uzmanı
  • Beyin cerrahı
Peki bu ekip nasıl oluşturulacak veya kim oluşturacak? Batı ülkelerinde hastanelerde bu tür ekipler bir doktor öncülüğünde oluşturulur. Fakat ülkemizde maalesef tüm görev hasta olarak size düşüyor. Kendiniz bütün bu uzmanları bulup bunların birbirleri ile irtibata geçmesini sağlayacak hatta zorlayacaksınız. 


Kafa tabanı ameliyatı alanında en gelişmiş merkezlerden olan Amerika'da ki Skull Base Institute, kafa tabanı ameliyatı için sadece 2.7mm genişliğinde ve 20cm uzunluğunda bir endoskop kullanrak bu ameliyatları gerçekleştirmektedir. Hastalar başvurdukları gün ameliyat edilip taburcu edilebilmektedir.

Bir diğer cerrahi yöntemi ise CyberKnife adı verilen radyocerrahi yöntemidir. Bu yöntemde odaklanmış kesici bir ışın harici olarak bilgisayar kontrollü bir robot kol kullanılarak tümör bölgesine yollanarak tümörün imhası sağlanır. Bu yöntem çok büyük olmayan tümörlere uygulanabilmektedir.

Kemoterapi ise çeşitli ilaçlar kullanılarak uygulanır. Son yıllarda geliştirilen ve umut vaadeden bir yöntem ise tümör öldürücü ilaçların bir iğne yardımı ile tümör bölgesine verilmesi yöntemidir. Bu yöntem şu an Amerika ve Almanya'da uygulanmaktadır.

Radyoterapi ameliyat sonrası kalabilecek parçaları yok etmek için tamamlayıcı olarak uygulanır. Ancak etraftaki dokulara zarar verme riski vardır.

Virüs tabanlı tümörler, antivirütik ilaçlarla tedavi edilerek yeniden üremeleri engellenebilir.

Kafa tabanı tümörlerindeki en büyük problemlerden biri dış dünya ile ilişiği olan bölgelerde ameliyat sonrası enfeksiyon olma riskidir.

KAYNAKLAR
  • Cha ST, Jarrahy R, Yong WH, Eby J, Shahinian HK: Rare Symptomatic Presentation of Eccordosis Physaliphora and Unique Endoscope-Assisted Surgical Management.
  • Skull Base Tumors, Todd C Hankinson, MD, MBA, Resident in Neurological Surgery, Department of Neurological Surgery, Neurological Institute of New York, Columbia University, Feb. 2010
  • MALİGN KAFA TABANI TÜMÖRLERİNİN TEDAVİSİNDE PROGNOZ VE YAŞAM KALİTESİ, Dr. İrfan YORULMAZ, Dr. Babür KÜÇÜK, Dr. Ozan Bağış ÖZGÜRSOY, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı, Ankara, Türkiye, KBB Forum 2002
  • Türk Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Vakfı (TKBBV)