25 Aralık 2010 Cumartesi

Nimotuzumab, Theraloc, TheraCIM, CIMAher, BIOMAb

CIMAher etken maddesi Nimotuzumab olan ve aynı zamanda çeşitli ülkelerde Theraloc, TheraCIM, BIOMab isimleri ile satılan özellikle baş ve boyun kanserlerinde, yüksek dereceli astrositoma ve glioma türü tümörlerin tedavisinde kullanılan bir ilaçtır.

İlaç Küba hükümeti tarafından Havana'da kanser araştırmaları yapmak üzere kurulann Center of Molecular Immunology - CIM (Moleküler Bağışıklıkbilimleri Merkezi) ve YM Biosciences firması tarafından geliştirilmiştir. İlaç henüz Türkiye'de sağlık bakanlığı tarafından onay almamıştır ve satılmamaktadır.

İlacın Küba dışında üretim lisansı Japonya'da Daiichi-Sankyo, Avrupa'da Alman Oncoscience AG şirketine, Güney Kore'de Kuhnil Pharmaceutical, Hindistan'da Biocon BioPharmaceuticals, Çin'de BioTech Pharmaceutical, Pakistan'da Ferozsons Labs şirketine verilmiştir. İlaç ayrıca Arjantin, Brezilya, Kolombiya, Meksika gibi Latin Amerika ülkelerinde satılmaktadır.

11 Aralık 2010 Cumartesi

Tümörü Nasıl Yendim?: Artık o, yeniden kayalara tırmanıyor...

Sizlerle Daniel Garcia'nın hikayesini paylaşıyoruz. Dan, 3 çocuk babası. Hayatını inşaat işleri yaparak kazanıyor. Eskiden beri en sevdiği şey kayalara tırmanmak. 2004 yılında beyin tümörüne yakalandı.


video

Dan tedavisi sırasında çalışmaya ve ailesini geçindirmeye devam etti. Her gün 2005 yılında iç kulağında oluşan ikinci bir tümör yüzünden yitirdiği dengesini yeniden kazanmak için çalıştı. Tümörün onu yenmesine izin vermedi. Artık o tekrar kayalara tırmanıyor.

Dan sıradan birisi. Hiçbir mucize tedavi kullanmadı. Tedavisi zorlu ve acılı oldu. 4 kez ameliyat oldu. Kafatasında plakalar, platinler ve vidalar var. Boynundan geçen kafatasından karnına kadar uzanan bir şant var. İlk tümörün ardından 2005 yılında kafatabanında ikinci bir tümör büyüdü. Kafasında taşıdığı plakalar ve vidalar, tekrar ameliyat olmasına engeldi, radyoterapi gördü.

Dan, en umutsuz anlarda bile  günlük yaşamına her zamanki gibi devam etti. Ailesinin geçimini sağlayabilmek için çalışmak zorundaydı. Tedavisini kolaylaştırmak için hergün kendince çeşitli egzersizler yaptı. Tümörü gerçek anlamda yendi. Tümörün, yaşamından hiçbirşey almasına izin vermedi. Şimdi kayalara tırmanıyor. Çocuklarının büyüyüp birlikte kayalara tırmanacağı günleri iple çekiyor.

Dan, beyin tümörü hastalarının tedaviye yardımcı olma sorumluluklarını hatırlatıyor. Mucize tedavi yok ama çalışma ve özveri ile mucizeler yaratmak mümkün. Kaskının içinde şunlar yazılı:

"Her gün yeni bir gün,
Aldığım her nefese minnetarım,
Kadrini bilmemezlik etmeyeceğim"

8 Aralık 2010 Çarşamba

Ketojenik Diyetin beyin tümörünü tedavi edici özelliği kanıtlandı!

Daha önce sitemiz aracılığı ile ketojenik diyetten bahsetmiş ve bunun beyin tümörüne karşı etkili bir tedavi yöntemi olabileceğini anlatmıştık. Amerika'daki St.Joseph Hastanesi, Nörolojik Araştırmalar ve Yeni Tedavi Geliştirme Merkezinden Prof. Dr. Phillip Stafford ve ekibi ketojenik diyetin beyin tümörünün ilerlemesini gerçekten de durdurduğunu ortaya çıkardılar. Saygın bilimsel yayınlardan uluslarası Nutrition & Metabolism dergisinin son sayısında yayınlanan çalışma ilk kez ketojenik diyetin beyin tümörüne karşı etkisini hem genetik hem de fiziksel olarak ortaya koyma özelliği taşıyor.

Çalışmayı yürüten bilimadamları, özel bir yöntemle beyin tümörlü olarak yetiştirdikleri deneklerden tümör örnekleri alarak bunların genetik özelliklerini analiz ettiler. Bütün deneklerdeki tümörler aynı genetik özellikleri göstermekteydi. Daha sonra denekleri iki gruba ayırıp bunlardan bir grubuna ketojenik diyet uygulamaya başladılar. Ketojenik diyet uygulanan deneklerden alınan tümör örneklerinde tümör oluşturan genlerin daha az ifade edildiği görüldü. Yani ketojenik diyet uygulanan deneklerde ketojenik diyet tümörü oluşturan genetik bozuklukların tamir edilmesine yol açmıştı.

Dahası bilimadamları, bunu gözleri ile de teyit ettiler. Çünkü ketojenik diyet uygulanan deneklerin tümörleri, uygulanmayanlara göre gözle görülür oranda küçüktü. Yaptıkları ölçümler de uygulanan diyetin  tümör büyümesini yavaşlattığını göstermekteydi.

Yapılan deneyde beyin tümörlü deneklere, hiçbir ilaç ya da başka tedavi uygulanmadan, yalnızca ketojenik diyet uygulanarak hayatta kalım sürelerinde %32 artış elde edildi.

Bu da ketojenik diyetin diğer tedavilerle birleştirildiğinde beyin tümörü hastaları için oldukça umut verici sonuçlar verebileceği manasına geliyor. Özellikle bitkisel ve alternatif tedavilerde umut arayan hastalar için ketojenik diyet, işe yararlılığı bilimsel olarak kanıtlanmış, sadece beslenme yoluyla uygulanabilen, çok kolay ve etkili bir tedavi yöntemi. Üstelik binlerce liraya malolan mucize iksirlere göre hem çok ucuz hem de risksiz bir yöntem.  Ketojenik diyetle ilgili bilgileri "İlaçsız Tedavi: Ketojenik Diyet" başlıklı yazımızda bulabilirsiniz.

Kaynak:
The ketogenic diet reverses gene expression patterns and reduces reactive oxygen species levels when used as an adjuvant therapy for glioma. Stafford P, Abdelwahab MG, Kim do Y, Preul MC, Rho JM, Scheck AC. Nutr Metab (Lond). 2010 Sep 10;7:74.

6 Aralık 2010 Pazartesi

Primitif nöroektodermal tümör (PNET) tip ETANTR

Primitif nöroektodermal tümörler (PNET) genellikle 10 yaş altı çocuklarda görülen ve az rastlanan bir tümör grubudur. ETANTR ise PNET grubu tümörlerinin ender görülen bir çeşididir. İsmi İngilizce "Embryonal tumor with abundant neuropil and true rosettes" kelimelerinin başharflerinin birleştirilmesinden gelir. İlk olarak 2000 yılında bu tip tümörler ayırt edilmiştir. Nöroblastoma, ependymoblastoma tümörlerinin mikroskopik özelliklerini göstermektedir. Bu tür tümörler 4 yaş altı çocukları etklemektedir.

Oldukça yeni tespit edilmiş ve ender rastlanan bir tümör olduğu için fazla sebepleri ve muhtemel tedavi yöntemleri konusunda henüz yeterince çalışma yoktur.

2009 yılı Nisan ayında Suudi Arabistanda, Kral Faysal Uzmanlık Hastanesinde, 2 yaşında bir kız çocuğunda ETANTR tespit edilmiştir. Bu beyincik bölgesinde rastlanmış ikinci ETANTR vakasıdır. Hastaya ameliyat ve bunu müteakip kemoterapi uygulanmıştır. Hastada 6 ay sonra nükse görülmüştür.

2010 yılı başında İspanya Virgen de la Arrixaca Üniversitesi Hastanesinde 23 aylık ve 9 aylık iki hastada tespit edilmiştir. Bu hastalara önce ameliyat ardından radyoterapi uygulanmıştır. Herhangi bir ilaçlı tedavi uygulanamadan hastalarda 10 ay sonra nüks görülmüştür.

2010 yılı Mart ayında Heidelberg Üniversitesi ve Alman Kanser Araştırma Merkezinden bilimadamları ETANTR görülen hastaların 19uncu kromozomunun q kolunun 13. pozisyonunda (19q13.42) bulunan genlerin aşırı ifade edildiğini görmüşler ve bunun ETANTR olan hastaların genetik yolla tespitinde faydalı olabilecek bir genetik işaret olduğunu bildirmişlerdir. Henüz bu bilgi yeni olmasına rağmen ETANTR türü tümörleri oluşturan tümörlerin belirtilen genlerde oluşan bir bozukluk sonucu ortaya çıktığı düşünülebilir. Şayet bu tür bir bilgi doğrulanırsa bu genleri safdışı edecek ilaçların tasarlanabileceği anlamına gelir.

Belirtilen 19q13 adlı gendeki bozukluklar diğer glioblastoma, nöroblastoma ve yumurtalık kanseri gibi diğer kanser türlerinde de karşımıza çıkmakatadır. Bu genin tamamen silindiği hastaların kemoterapiye cevap oranının yüksek olduğu bildirilmektedir. Bu konuda yapılan çalışmalarda PCV kemoterapisi, Temodal + Fotemustine protokolü olumlu sonuçlar vermiştir.

2010 yılında Amerikan patent enstitüsüne, Grenoble, Joseph Fourier Üniversitesinden François Berger ve arkadaşları tarafından yapılan bir başvuru bizlere bu ekibin 1p, 19q bölgesini hedef alan siRNA tabanlı bir nanoparçacık tedavisini bulduklarını göstemektedir. Halen Ecrins Therapeutics adlı şirkette bu konu ile ilgili muhtemel bir tedavi yöntemi geliştirilmektedir. Şirket sitesinden edindiğimiz bilgiye göre bu ajanlardan en az bir tanesi şu an ön klinik deneylerindedir.

Kaynaklar:

  • Embryonal tumor with abundant neuropil and true rosettes (ETANTR): a new distinctive variety of pediatric PNET: a case-based update, Ferri Ñiguez Belén, Martínez-Lage Juan F.,Almagro María-José, Fuster José-Luis, Serrano Cristina, Torroba María Amparo, Sola Joaquín, Child's nervous system, 2010, vol. 26, no8, pp. 1003-1008, ISSN 1433-0350, Springer
  • Posterior fossa tumor in a 2 year-old girl. Turki Omar Al-Hussain, Mohammad Anas Dababo, Brain Pathol. 2009 Apr;19(2):343-6. http://onlinelibrary.wiley.com/doi/10.1111/j.1750-3639.2009.00279.x/abstract
  • Focal genomic amplification at 19q13.42 comprises a powerful diagnostic marker for embryonal tumors with ependymoblastic rosettes. Korshunov A, Remke M, Gessi M, Ryzhova M, Hielscher T, Witt H, Tobias V, Buccoliero AM, Sardi I, Gardiman MP, Bonnin J, Scheithauer B, Kulozik AE, Witt O, Mork S, von Deimling A, Wiestler OD, Giangaspero F, Rosenblum M, Pietsch T, Lichter P, Pfister SM. Acta Neuropathol. 2010 Aug;120(2):253-60. Epub 2010 Apr 21. PMID: 20407781 [PubMed - indexed for MEDLINE]
  • The importance of a sub-region on chromosome 19q13.3 for prognosis of multiple myeloma patients after high-dose treatment and stem cell support: a linkage disequilibrium mapping in RAI and CD3EAP. Vangsted AJ, Klausen TW, Gimsing P, Abildgaard N, Andersen NF, Gregersen H, Nexø BA, Vogel UB. Ann Hematol. 2010 Nov 3. [Epub ahead of print]
  • Loss of heterozygosity at 19q13.3 is associated with locally aggressive neuroblastoma. Mora J, Cheung NK, Chen L, Qin J, Gerald W. Clin Cancer Res. 2001 May;7(5):1358-61. PMID: 11350906 [PubMed - indexed for MEDLINE]
  • Loss of heterozygosity 1p36 and 19q13 is a prognostic factor for overall survival in patients with diffuse WHO grade 2 gliomas treated without chemotherapy. Mariani L, Deiana G, Vassella E, Fathi AR, Murtin C, Arnold M, Vajtai I, Weis J, Siegenthaler P, Schobesberger M, Reinert MM. J Clin Oncol. 2006 Oct 10;24(29):4758-63. Epub 2006 Sep 11.

3 Aralık 2010 Cuma

Yeni Tedaviler: Proton Tedavisi

Proton tedavisi çeşitli kanserlerin tedavisinde kullanılan bir radyoterapi yöntemidir. Bu tedavinin diğer radyoterapi yöntemlerine göre avantajı tümör bölgesine verilen radyasyon dozajının çok hassas olarak ayarlanabilmesidir. Bu sayede verilen ışınlar tam tümör üzerine odaklanabilmekte ve etraftaki sağlıklı dokulara zarar verilmeden tümörün yok edilmesi sağlanabilmektedir.


Proton Tedavisi Hangi Hastalıklara Uygulanabilir?
Proton tedavisi akciğer, prostat, özofagus, baş ve boyun, beyin, mide-bağırsak, kadın genital kanserleri ve göz gibi hassas bölgedeki tümörler etraftaki dokuya zarar vermeden tedavi edebilmekte.

Proton Tedavisi Nasıl Çalışıyor?
Proton tedavi cihazı iki bölümden oluşuyor. Cihazın ilk bölümü proton ışınlarının hızlandırıldığı bir parçaçık hızlandırıcısı. Parçacık hızlandırıcısı için 3 dönüm bir araziye dev mıknatıslarla bir tünel inşaa ediliyor. Daha sonra tünellerde hızlandırılan parçacık hastaya uygulanmak üzere 10 metre yğksekliğinde bir kanal ile tedavi odasına veriliyor. Bu sebepten böyle bir tedavi merkezinin kurulması 100 milyon ila 250 milyon dolarlık bir yatırımı gerektiriyor.

Dünyada sadece 35 merkez bulunuyor. Bunlardan en eskisi Rusyada 1969 yılından beri faaliyet göstermekte..

Beyin Tümörlerinde Proton Tedavisi
Beyin hayati bir organ olduğu için beyin tümörü radyoterapisinde yüksek hassasiyete ihtiyaç var. Proton tedavisi beynin herhangi bir yerinde yanlnızca 0,5mm kadar bir noktaya dahi odaklanabiliyor ve oradan daha derine gitmiyor. Bu sayede özellikle radyoterapi imkanı çok sınırlı olan beyin sapı tümörleri için çok iyi bir tedavi yöntemi olabilmekte.

Proton Tedavi Merkezleri Nerede?

Dünyada 2010 yılı itibari ile toplam 35 adet proton tedavi merkezi bulunmakta. Türkiye'de henüz bir tedavi merkezi yok. İstanbul Üniversitesi, 2008 yılında bu konu ile ilgili bir girişim başlattı ancak bu projenin şu anki durumu hakkında bir bilgi yok. Yine aynı şekilde 2009 yılında Kızılay ABD menşeili Sun Land Group ile Çanakkale'de bir merkez kurulması ile ilgili bir prensip anlaşmasına vardıklarını bildirdiler. Sunland firmasının yurtdışında bazı şaibeli işlere karıştığı yolunda bilgiler var. Şu an bu projenin akıbeti hakkında herhangi bir bilgi bulunmuyor.

Aşağıda dünyadaki tedavi merkezlerinin listesini ve tedavi ettikleri hasta sayısını bulabilirsiniz:



KİM? NEREDE?
ÜLKE
TEDAVİYE İLK BAŞLAMA TARİHİ
TEDAVİ EDİLEN HASTA SAYISI
1
ITEP, Moscow
Rusya
1969
4 162
2
St.Petersburg
Rusya
1975
1 353
3
PSI, Villigen
İsviçre
1984
5 300
4
Dubna
Rusya
1999
595
5
Uppsala
İsveç
1989
929
6
Clatterbridge
İngiltere
1989
1 923
7
Loma Linda
CA.,ABD
1990
14 000
8
Nice
Fransa
1991
3 935
9
Orsay
Fransa
1991
4 811
10
iThemba Labs
G. Africa
1993
511
11
MPRI(2)
IN.,ABD
2004
890
12
UCSF
CA.,ABD
1994
1 200
13
HIMAC, Chiba
Japonya
1994
4 504
14
TRIUMF, Vancouver
Kanada
1995
145
15
PSI, Villigen
İsviçre
1996
542
16
G.S.I. Darmstadt
Almanya
1997
440
17
HZB (HMI), Berlin
Almanya
1998
1 437
18
NCC, Kashiwa
Japonya
1998
680
19
HIBMC,Hyogo
Japonya
2001
2 382
20
HIBMC,Hyogo
Japonya
2002
638
21
PMRC(2), Tsukuba
Japonya
2001
1 586
22
NPTC, MGH Boston
ABD
2001
4 270
23
INFN-LNS, Catania
İtalya
2002
174
24
Shizuoka
Japonya
2003
852
25
WERC,Tsuruga
Japonya
2002
56
26
WPTC, Zibo
Çin
2004
977
27
MD Anderson Cancer Center, Houston, TX
ABD
2006
1 700
28
FPTI, Jacksonville, FL
ABD
2006
1 847
29
NCC, IIsan
G. Kore
2007
519
30
RPTC, Munich
Almanya
2009
78
31
ProCure Proton Therapy Center in Oklahoma City, OK
ABD
2009
21
32
HIT, Heidelberg
Almanya
2009
yeni basladi
33
HIT, Heidelberg
Almanya
2009
yeni basladi
34
UPenn, Philadelphia
ABD
2010
yeni basladi
35
GHMC, Gunma
Japonya
2010
yeni basladi
36
İstanbul Üniversitesi
Türkiye
Henüz proje ajamasında

37
Kızılay Çanakkale
Türkiye
Henüz proje ajamasında


Proton Tedavisi Alternatifleri: CyberKnife ve Gamma Knife
Proton tedavisinin diğer tedavilere göre avantajı tümör bölgesinin çok daha hassas bir şekilde hedeflenebilmesidir. Proton tedavisi özellikle Kordoma gibi hassasiyetin önem taşıdığı beyin tümörlerinde standard tedavi olarak uygulanmaktadır. Ancak bu tip tümörlerde proton tedavisi tek yöntemdir demek yanlış olur. Halen mevcut olan Gamma Knife ve CyberKnife gibi tedavilerde proton tedavisi ile karşılaştırılabilir sonuçlar vermektedir.

Bir hasta forumunda konuya açıklık getiren St.Athony Hastanesi, Cyberknife Merkezinden Dr.Clinton Medbery "Proton tedavisi foton tabanlı radyoterapilere göre tümör hacmine daha iyi yaklaşabilmektedir. Bugün Cyberknife ve GammaKnife yöntemleri ile benzeri sonuçlar almak mümkündür. Bu tip tedaviler hastalar için daha erişilebilirdir. Hastalar kendilerini proton tedavisine mecburmuş gibi düşünmemeliler. Öncelikle hastaların radyocerrahi tecrübesi olan bir uzmana danışmalarını tavsiye ederim" demektedir.

Proton tedavisi 50 yıldır uygulanmasına rağmen yüksek maaliyeti nedeni ile uygulama alanı kısıtlı kalmıştır. CyberKnife ve GammaKnife gibi yöntemler bu kadar yüksek yatırıma gerek duymadan proton tedavisine yakın sonuçlar verebilmektedir. Nispeten düşük maliyetleri olduğu için dünya üzerinde oldukça yayılma imkanı bulmuşlardır. Ülkemizde de 3 adet GammaKnife merkezi ve 6 adet CyberKnife merkezi bulunmaktadır.Özellikle CyberKnife, proton tedavisine iyi bir alternatiftir. Ülkemizde İstanbul, Ankara, İzmir gibi şehirlerimizde bu tedavi uygulanmaktadır.  Sitemizin CyberKnife ve GammaKnife başlıklı yazılarında bu tedavilerle ilgili bilgileri bulabilirsiniz.

Kaynaklar:
Particle Therapy Co-Operatıve Group