26 Kasım 2009 Perşembe

Primitif nöroektodermal tümör (PNET)

Primitif nöroektodermal tümörler genellikle 10 yaş altı çocuklarda görülen ve az rastlanan bir tümör grubudur.

Bu tür tümörlere uygulanacak ilk tedavi mevcut tümörün ameliyat ile alınmasıdır. Bunun ardından 3 yaşından büyük hastalarda radyoterapi (ışın tedavisi) ve kemoterapi (ilaçlı tedavi) uygulanır. Hasta 3 yaşından küçük ise ışın tedavisi hasta 3 yaşına gelinceye kadar geciktirilir ve o zamana kadar ilaçlı tedavi uygulanır.

İlaçlı tedavi hastanın yaşına ve durumuna bağlı olarak şu yöntemlerden biri ile uygulanır:

  1. Ağızdan yutulacak haplar ile
  2. Kas veya yağ dokusuna enjeksiyon yolu ile
  3. Doğrudan damara enjeksiyon yolu ile
  4. Doğrudan omurilige yapılan bir iğne yolu ile
Hastanız için bunlardan hangisinin uygun olduguna doktorunuz karar verecektir.

Tedavi sırasında bunların yanısıra kafa içinde oluşabilecek ödem ve kafa içi basıncı düşürmek için şant adı verilen ince bir boru takılabilir. Bu, kafa içinde oluşabilecek fazla sıvıyı karın boşluğuna vererek hastayı rahatlatmayı amaçlar.

Bu tip tumorler diğer yetişkin tümörlerine göre tedavide çok daha fazla başarı elde edilen tümörlerdir. Az rastlanıldığı için elde net istatistiksel veriler olmamakla beraber bazı kaynaklara göre tedavide 5 yıllık başarı oranı %60'dan fazladır. Genel olarak PNET bir tumor sınıfını tanımlamaktadır. Bu sınıf tümörlerin kendi içinde çeşitli tipleri vardır. Tedavi ve onun sonuçlari bu tümörün tipine doğrudan bağlıdır. Fakat eldeki veriler her tumorü sınıflandırmaya yetecek kadar fazla değil şu an için.

Yukarıda anlatılan tedaviler halen uygulanmakta olan mevcut tedavi yontemleridir. Bunlara ilave olarak yeni bazi tedaviler geliştirilmekte ve klinik deneyleri yapilmaktadır. Bunlar arasında kemik iliği nakli ve aşılar sayılabilir.

Yeni tedaviler konusunda gelişmeler oldukça sitemizde yayınlamaya çalışacağız.


Kaynaklar:

  • http://www.childrenshospital.org/az/Site1485/mainpageS1485P0.html
  • http://www.cancerhelp.org.uk/about-cancer/cancer-questions/what-is-primitive-neuroectodermal-tumour

24 Kasım 2009 Salı

Soru: Nanoknife nedir? Beyin tümörü tedavisinde kullanılıyor mu?

Nanoknife su an Amerika'da yalnizca "doku yok etme amacli bir cerrahi arac" olarak onaylanmis. Kanser tedavisi icin bir onayi yok ancak deneysel amacli uygulaniyormus. Beyin tumorunde denenip denenmedigi henuz bilinmiyor. Cihazin her ameliyatta yalnizca 1 kez kullanilabilen uclari bulunuyor. Bunlarin her ameliyatta degismesi gerekiyor ve bir tanesinin maliyeti 5000 dolar. Doktorlar, ameliyathane ve diger arac gerec ve ilaclar haricbir ameliyatta 10bin dolar gibi bir maliyeti var. Beyin tumorune uygulanip uygulanmadigini bilmiyoruz ancak boyle bir operasyonun maliyetinin kabataslak 50bin dolar civari olmasi muhtemel.

Soru: Ananas (Bromelain) haplarının kemoterapi etkisini azaltığı doğru mu?

Duydugunuz muhtemelen pek bir dayanagi olmayan bir sey. Resmi kaynaklarin hicbirinde Temodal'in etkilesimde bulundugu kimyasallar arasinda Bromelaine yer almiyor. Bu konuda resmi veya gayri resmi dogrudan bir calismaya da rastlamadim. Bunu soyleyen kisi muhtemelen bilmeden oyle olabilir diye tahmin yurutuyor. Sayet oyle degilse kaynagini sorun, cunku ben oyle bir seye rastlamadim.

Aksi yonde pek cok (gayriresmi) bilgiye ulasmak mumkun. Ozellikle yurtdisinda pek cok beyin tumoru hastasinin uyguladiklari protokollerin icinde bromelaine bulmak mumkun. Bu kisiler uzun suredir kullandiklarini vs belirtiyorlar. Herhangi bir negatif etki ile karsilasilsa sanirim doktorlari tarafindan uyarilirlardi veya bir ihtar olurdu. Yani batida kullananlar var ve herhangi bir negatif etki ile karsilasilmamis.

Bromelaine konusunda (beyin tumoru haric) yapilmis bazi calismalar var.
Bunlara gore:
1. Alerjik degil. Bilinen tek vaka 10 yil boyunca mesleki olarak bromelaine'e maruz kalmis (gunde 190mg agiz yolu ile, 0.03mg solunum yolu ile) bir kisi de astim gorulmus. Yapilan arastirma bromelain'in solunum yollarinda etkisinin bugday unu, arpa unu, ot poleni ve papain ile ayni derecede oldugunu gostermis.
2. Safra kesesi rahatsizliklarinda kullanilmamasi oneriliyor. Icinde bulunan klor safra kesesinin calismasina etki ediyormus.

3. Bromelain ile penisilin arasinda bir etkilesim var. Penisilin kullanan hastalarda bromelain omurilik sivisina gecen penisilin miktarini artiriyormus.

4. Yuksek dozlarda kullanildiginda pihtilasma engelleyici ilaclarin kuvvetini artiriyormus.

5. Aspirin ve codein gibi ilaclarin agri kesici ozelligini artiriyormus.

6. Cefazolin, Ethambutol, Pentobarbital, Tetracyline gibi antibiyotiklerin kandaki konsantrasyonunu artiriyormus.

Yani Temodal ve benzeri ilaclarla ilgili herhangi dogrudan veya dolayli bir etkilesim gorunmuyor. Size soylenen muhtemelen asilsiz bir iddia.

19 Kasım 2009 Perşembe

Soru: Forumlarda çok kötü yorumlar okuyorum, bunlardan umutsuzluğa kapılmalı mıyım?

Şunu göz önünde bulundurun. Çoğu kişi forumlara yalnızca bir problemle karşılaştıklarında geliyorlar, diğer zamanlarda herşey nispeten yolunda olduğu için pek fazla aktif olmuyorlar. Doğal olarak forumlarda daha çok sorunlar ve kötü haberler görüyoruz.

Örneğin 9 yıl önce beyin tümörüne yakalanmış ve tedavi olmuş bir kimse, 9 yıldır iyiyim gayet sağlıklıyım diye mesaj atmıyor. Biz bu kisilerden ancak 9 yıldır birşeyim yoktu, şimdi tekrar nüksetti ne yapmalıyım türü bir mesajla haberdar oluyoruz.

Yine de bu durum o kadar da kötü değil, çünkü bu sayede biz de bu tip problemlerle karşılaştığımızda ne yapacağımızı önceden biliyoruz.

Beyin tümöründe bilmemiz gereken sey şu, her hastanın hastalığı (tümörün yeri, tümörün boyu, tümörün tipi, hücrelerdeki genetik bozukluk) ve içinde bulunduğu durum, uygulanan tedavi,bakım ve bunun başarısı kendine özgü. Bu sebepten her haberi umut kırıcı olarak değerlendirmemek, kendi koşullari içinde öyle olduğunu anlamak lazım.

Bugün genel sağlık durumu iyi olmayan bir kişi nezleye yakalandığında dahi ölebiliyor. Biz her nezleye yakalandığımızda, aman biz de nezleden oleceğiz diye endişeye kapilmiyoruz oyle degil mi? Çoğu zaman biz bunu da bir şekilde atlatiriz diye dusunup ilac dahi almiyoruz. Beyin tumorune de bu sekilde yaklasmak yerinde olur. Yani, "ben doğru tedavilerimi olduğum takdirde bir şekilde atlatacağım, neden endişeleneyim..."

Bu arada sunu da unutmayalim, olum uzucu ama insan omru sinirsiz degil. Herkes uc aşağı beş yukari 80 yıl bir yaşam süresine sahip. Sanıyorum burada önemli olan ömrün uzunluğu değil onu ne ile nasil doldurduğumuz....Hasta veya değil ömrümüzden her ne kadar süre kaldı ise o süreyi bir gün öleceğimizi ve sevdiklerimizden ayrılacağımızı düşünüp üzüntü içinde geçireceğimize, bize bahşedilen bu süreyi en iyi şekilde değerlendirmeyi düşünmeliyiz. Hepimiz %100 öleceğiz, en kesin istatistik bu.