26 Kasım 2009 Perşembe

Primitif nöroektodermal tümör (PNET)

Primitif nöroektodermal tümörler genellikle 10 yaş altı çocuklarda görülen ve az rastlanan bir tümör grubudur.

Bu tür tümörlere uygulanacak ilk tedavi mevcut tümörün ameliyat ile alınmasıdır. Bunun ardından 3 yaşından büyük hastalarda radyoterapi (ışın tedavisi) ve kemoterapi (ilaçlı tedavi) uygulanır. Hasta 3 yaşından küçük ise ışın tedavisi hasta 3 yaşına gelinceye kadar geciktirilir ve o zamana kadar ilaçlı tedavi uygulanır.

İlaçlı tedavi hastanın yaşına ve durumuna bağlı olarak şu yöntemlerden biri ile uygulanır:

  1. Ağızdan yutulacak haplar ile
  2. Kas veya yağ dokusuna enjeksiyon yolu ile
  3. Doğrudan damara enjeksiyon yolu ile
  4. Doğrudan omurilige yapılan bir iğne yolu ile
Hastanız için bunlardan hangisinin uygun olduguna doktorunuz karar verecektir.

Tedavi sırasında bunların yanısıra kafa içinde oluşabilecek ödem ve kafa içi basıncı düşürmek için şant adı verilen ince bir boru takılabilir. Bu, kafa içinde oluşabilecek fazla sıvıyı karın boşluğuna vererek hastayı rahatlatmayı amaçlar.

Bu tip tumorler diğer yetişkin tümörlerine göre tedavide çok daha fazla başarı elde edilen tümörlerdir. Az rastlanıldığı için elde net istatistiksel veriler olmamakla beraber bazı kaynaklara göre tedavide 5 yıllık başarı oranı %60'dan fazladır. Genel olarak PNET bir tumor sınıfını tanımlamaktadır. Bu sınıf tümörlerin kendi içinde çeşitli tipleri vardır. Tedavi ve onun sonuçlari bu tümörün tipine doğrudan bağlıdır. Fakat eldeki veriler her tumorü sınıflandırmaya yetecek kadar fazla değil şu an için.

Yukarıda anlatılan tedaviler halen uygulanmakta olan mevcut tedavi yontemleridir. Bunlara ilave olarak yeni bazi tedaviler geliştirilmekte ve klinik deneyleri yapilmaktadır. Bunlar arasında kemik iliği nakli ve aşılar sayılabilir.

Yeni tedaviler konusunda gelişmeler oldukça sitemizde yayınlamaya çalışacağız.


Kaynaklar:

  • http://www.childrenshospital.org/az/Site1485/mainpageS1485P0.html
  • http://www.cancerhelp.org.uk/about-cancer/cancer-questions/what-is-primitive-neuroectodermal-tumour

24 Kasım 2009 Salı

Soru: Nanoknife nedir? Beyin tümörü tedavisinde kullanılıyor mu?

Nanoknife su an Amerika'da yalnizca "doku yok etme amacli bir cerrahi arac" olarak onaylanmis. Kanser tedavisi icin bir onayi yok ancak deneysel amacli uygulaniyormus. Beyin tumorunde denenip denenmedigi henuz bilinmiyor. Cihazin her ameliyatta yalnizca 1 kez kullanilabilen uclari bulunuyor. Bunlarin her ameliyatta degismesi gerekiyor ve bir tanesinin maliyeti 5000 dolar. Doktorlar, ameliyathane ve diger arac gerec ve ilaclar haricbir ameliyatta 10bin dolar gibi bir maliyeti var. Beyin tumorune uygulanip uygulanmadigini bilmiyoruz ancak boyle bir operasyonun maliyetinin kabataslak 50bin dolar civari olmasi muhtemel.

Soru: Ananas (Bromelain) haplarının kemoterapi etkisini azaltığı doğru mu?

Duydugunuz muhtemelen pek bir dayanagi olmayan bir sey. Resmi kaynaklarin hicbirinde Temodal'in etkilesimde bulundugu kimyasallar arasinda Bromelaine yer almiyor. Bu konuda resmi veya gayri resmi dogrudan bir calismaya da rastlamadim. Bunu soyleyen kisi muhtemelen bilmeden oyle olabilir diye tahmin yurutuyor. Sayet oyle degilse kaynagini sorun, cunku ben oyle bir seye rastlamadim.

Aksi yonde pek cok (gayriresmi) bilgiye ulasmak mumkun. Ozellikle yurtdisinda pek cok beyin tumoru hastasinin uyguladiklari protokollerin icinde bromelaine bulmak mumkun. Bu kisiler uzun suredir kullandiklarini vs belirtiyorlar. Herhangi bir negatif etki ile karsilasilsa sanirim doktorlari tarafindan uyarilirlardi veya bir ihtar olurdu. Yani batida kullananlar var ve herhangi bir negatif etki ile karsilasilmamis.

Bromelaine konusunda (beyin tumoru haric) yapilmis bazi calismalar var.
Bunlara gore:
1. Alerjik degil. Bilinen tek vaka 10 yil boyunca mesleki olarak bromelaine'e maruz kalmis (gunde 190mg agiz yolu ile, 0.03mg solunum yolu ile) bir kisi de astim gorulmus. Yapilan arastirma bromelain'in solunum yollarinda etkisinin bugday unu, arpa unu, ot poleni ve papain ile ayni derecede oldugunu gostermis.
2. Safra kesesi rahatsizliklarinda kullanilmamasi oneriliyor. Icinde bulunan klor safra kesesinin calismasina etki ediyormus.

3. Bromelain ile penisilin arasinda bir etkilesim var. Penisilin kullanan hastalarda bromelain omurilik sivisina gecen penisilin miktarini artiriyormus.

4. Yuksek dozlarda kullanildiginda pihtilasma engelleyici ilaclarin kuvvetini artiriyormus.

5. Aspirin ve codein gibi ilaclarin agri kesici ozelligini artiriyormus.

6. Cefazolin, Ethambutol, Pentobarbital, Tetracyline gibi antibiyotiklerin kandaki konsantrasyonunu artiriyormus.

Yani Temodal ve benzeri ilaclarla ilgili herhangi dogrudan veya dolayli bir etkilesim gorunmuyor. Size soylenen muhtemelen asilsiz bir iddia.

19 Kasım 2009 Perşembe

Soru: Forumlarda çok kötü yorumlar okuyorum, bunlardan umutsuzluğa kapılmalı mıyım?

Şunu göz önünde bulundurun. Çoğu kişi forumlara yalnızca bir problemle karşılaştıklarında geliyorlar, diğer zamanlarda herşey nispeten yolunda olduğu için pek fazla aktif olmuyorlar. Doğal olarak forumlarda daha çok sorunlar ve kötü haberler görüyoruz.

Örneğin 9 yıl önce beyin tümörüne yakalanmış ve tedavi olmuş bir kimse, 9 yıldır iyiyim gayet sağlıklıyım diye mesaj atmıyor. Biz bu kisilerden ancak 9 yıldır birşeyim yoktu, şimdi tekrar nüksetti ne yapmalıyım türü bir mesajla haberdar oluyoruz.

Yine de bu durum o kadar da kötü değil, çünkü bu sayede biz de bu tip problemlerle karşılaştığımızda ne yapacağımızı önceden biliyoruz.

Beyin tümöründe bilmemiz gereken sey şu, her hastanın hastalığı (tümörün yeri, tümörün boyu, tümörün tipi, hücrelerdeki genetik bozukluk) ve içinde bulunduğu durum, uygulanan tedavi,bakım ve bunun başarısı kendine özgü. Bu sebepten her haberi umut kırıcı olarak değerlendirmemek, kendi koşullari içinde öyle olduğunu anlamak lazım.

Bugün genel sağlık durumu iyi olmayan bir kişi nezleye yakalandığında dahi ölebiliyor. Biz her nezleye yakalandığımızda, aman biz de nezleden oleceğiz diye endişeye kapilmiyoruz oyle degil mi? Çoğu zaman biz bunu da bir şekilde atlatiriz diye dusunup ilac dahi almiyoruz. Beyin tumorune de bu sekilde yaklasmak yerinde olur. Yani, "ben doğru tedavilerimi olduğum takdirde bir şekilde atlatacağım, neden endişeleneyim..."

Bu arada sunu da unutmayalim, olum uzucu ama insan omru sinirsiz degil. Herkes uc aşağı beş yukari 80 yıl bir yaşam süresine sahip. Sanıyorum burada önemli olan ömrün uzunluğu değil onu ne ile nasil doldurduğumuz....Hasta veya değil ömrümüzden her ne kadar süre kaldı ise o süreyi bir gün öleceğimizi ve sevdiklerimizden ayrılacağımızı düşünüp üzüntü içinde geçireceğimize, bize bahşedilen bu süreyi en iyi şekilde değerlendirmeyi düşünmeliyiz. Hepimiz %100 öleceğiz, en kesin istatistik bu.

31 Ekim 2009 Cumartesi

Tedavide cigir acan yeni bir yontem: Fotodinamik Terapi!


Bu yazıda sizlere beyin tümörü tedavisinde yepyeni ve çok etkili, yan etkileri oldukça az olan bir tedavi yönteminden bahsedeceğim: Fotodinamik Terapi (Photodynamic Therapy).

Bu yöntem de üç şey kullanılıyor:
1. Tümör hücrelerini (görünen) ışığa duyarlı hale getiren bir kimyasal madde
2. Oksijen
3. Görünür ışık

Yöntemin esası, hücrelere verildiğinde hücrenin fosforlu bir ışık yaymasını sağlayan kimyasallara dayanıyor. Bu kimyasallar özellikle patoloji muayenelerinde tümör hücrelerini belirgin hale getirmek icin kullaniliyor. Ancak bu maddelerden bazılari yüksek enerjili ışığa maruz kaldıklarında bağlandıkları hücrenin ölümüne yol açıyor. Dahası bu floresan maddeler belirli genlere sahip hücrelere bağlanmak icin programlanabiliyor. Böylelikle yalnızca tümör hucrelerine bağlanıyorlar ve ışık ve oksijenle birleşerek tümör hücrelerinin selektif olarak ölmesini sağlıyorlar.

Tedaviye hastaya bir kimyasal enjekte edilerek başlanıyor. Bu kimyasal 8 saat sonra sağlıklı hücrelerden atılırken tümörlü hücrelere 24-72 saat arası bağlı kalıyor. İşte o arada tümörlü bölgeye 'bildiğimiz' ışık verilerek tümör hücreleri öldürülüyor.

Bu teknik oldukca yeni.Fikrin ilk ortaya atılması 2003 yılına dayaniyor. Çalışmalar henuz yeterli olmamasına ragmen, tedavinin etkinligi, uygulamanın kolaylığı ve yan etkilerinin az oluşu yüzünden oldukca umut vadeden bir tedavi şekli.

2005 yılında Avustralya Kraliyet hastanesinde Anaplastik Astrositom ve GBM hastalarinda yapilan bir uygulamada hastalarin sağlıklı hayatta kalma süreleri 3 kat daha uzatılmış. Hali hazirda ilerlemiş GBM hastalarinda bu performansı verebilecek ameliyat, kemoterapi, radyoterapi dahil hicbir tedavi yontemi yok.

Ancak yöntem henüz yeni, yeterince araştırma yok. Şu an yalnızca yüzeysel olan tümörlerde uygulanabiliyor ve en fazla 1cm derinliğe kadar ulaşılabiliyor. Bu yüzden ağırlıklı olarak cilt ve akciğer kanserlerinde denemelere baslanmışsada GBM'deki ilk uygulamaların başarısı da göz ardı edilemez.

Şu an fotodinamik tedavideki en büyük eksiklik kanser hücrelerini tanıyacak ışığa duyarlı doğru kimyasalları bulunması. Çünkü kanserin belirgin genetik işaretlerle beraber geldiği bilinse de her tümörde bu işaretler aynı değil.

Bu konuda sevindirici bir haber Kanada'dan geliyor.

2008 Kasım ayında Calgary Üniversitesi (University of Calgary) tarafından yapılan bir çalışmada agresif hizli yayilan GBM'lerde Gamma Secretase adlı maddenin tümör hücrelerini tanıyıcı özelliği olduğu tespit edildi. Yani bu madde kullanilarak bir fotodinamik tedavi yapıldığında yaygın olan tüm tümör hücrelerini tek tek ayırt edip yok etmek mümkün! Yalnız araştırma da p75 Neurothrophin reseptörünün hakim olduğu GBM türü incelenmiş. Tümörlerin genetik özellikleri incelendikce tıpkı Gamma Secretase gibi bunları tanıyan ve hedef alan diğer kimyasallar da geliştirilecektir.


KAYNAKLAR
  • Photodynamic therapy adjuvant to surgery in metastatic carcinoma in brain. Aziz F, Telara S, Moseley H, Goodman C, Manthri P, Eljamel MS. Photodiagnosis Photodyn Ther. 2009 Sep-Dec;6(3-4):227-30. Epub 2009 Nov 14.PMID: 19932456
  • Brain photodiagnosis (PD), fluorescence guided resection (FGR) and photodynamic therapy (PDT): past, present and future. Eljamel MS. Photodiagnosis Photodyn Ther. 2008 Mar;5(1):29-35. Epub 2008 Mar 4. Review.PMID: 19356633
  • Disruption of the blood-brain barrier following ALA-mediated photodynamic therapy. Hirschberg H, Uzal FA, Chighvinadze D, Zhang MJ, Peng Q, Madsen SJ. Lasers Surg Med. 2008 Oct;40(8):535-42.PMID: 18798293
  • Photodynamic therapy of high grade glioma – long term survival, Stanley S. Stylli MSca, Andrew H. Kaye, Lachlan MacGregor, Megan Howes, Priya Rajendra, Department of Neurosurgery, Royal Melbourne Hospital, University of Melbourne, 24 January 2005.
  • Skin cancer: preventive photodynamic therapy in patients with face and scalp cancerization. A randomized placebo-controlled study.Apalla Z, Sotiriou E, Chovarda E, Lefaki I, Devliotou Panagiotidou D, Ioannides D.
  • Gamma-Secretase Represents a Therapeutic Target for the Treatment of Invasive Glioma Mediated by the p75 Neurotrophin Receptor LiMei Wang, Jennifer J Rahn, XueQing Lun, Beichen Sun, John J. P Kelly, Samuel Weiss, Stephen M Robbins, Peter A Forsyth, and Donna L Senger PLoS Biol. 2008 November; 6(11): e289.
  • A Review of Progress in Clinical Photodynamic Therapy, Zheng Huang Technol Cancer Res Treat. Author manuscript; available in PMC 2005 December 20.
  • Photodynamic therapy for treatment of solid tumors – potential and technical challenges, Zheng Huang, Heping Xu, Arlen D. Meyers, Ali I. Musani, Luowei Wang, Randall Tagg, Al B. Barqawi, and Yang K. Chen Author manuscript; available in PMC 2008 December 3.
  • Skin cancer: preventive photodynamic therapy in patients with face and scalp cancerization. A randomized placebo-controlled study. Apalla Z, Sotiriou E, Chovarda E, Lefaki I, Devliotou-Panagiotidou D, Ioannides D. 2009 Oct 26.

29 Ekim 2009 Perşembe

Alternatif tedaviler: Anvirzel (Nerium Oleander)

Anvirzel, Nerium Oleander (Zakkum) bitkisi ozunden elde edilen bir ilactir. Ilk olarak tip doktoru Dr.Ziya Ozel tarafindan kanser tedavisinde kullanilmis ve olumlu sonuclar alindigi soylenmistir.

Turk basininda ise konu hakkinda dogru, yanlis pek cok sey yayinlanmis ve ulkemizde bu konuda ki calismalarin onu bir sekilde bilincli ya da bilincsiz kesilmistir. Bunun uzerine Dr.Ozel Amerika'da bir arastirma merkezi yoluna gitmistir. Anvirzel adi verilen ilac Amerika'da Faz I klinik testlerini gecip ikinci faz icin FDA onayini almistir. Cesitli kaynaklara gore ekonomik imkansizliklar yuzunden Faz II testleri yapilamamistir. Ancak bazi firmalar Amerika disinda Nerium Oleander tedavisi veren hastaneler kurmustur. Su an Amerika'da kanser tedavisi icin yalnizca ozel izin ile temin edilebilmektedir.

Farz olan hikaye kismini bitirdikten sonra bilimsel gercekleri inceleyelim:

Amerika'nin kanser tedavisinde en ileri arastirma hastanelerinden olan Texas, MD Anderson Kanser Merkezi'nde Dr. Robert A. Newman baskanliginda 2000 yili Temmuz ayinda yaptigi calisma sunlari soyluyor;

Anvirzel, Nerium Oleander ozunden elde edilen ilac "insan" kanser hucrelerini oldurmektedir. Ancak ilac laboratuar farelerindeki hucreleri etkilememektedir. Yani ilac insan kanserini tedavi edebilmekte ancak farelere etki etmemektedir, boylece ilacin fareler uzerinde etkisini incelemeye dayali arastirmalar yaniltici sonuclar verecektir. Bu yuzden arastirmalarda yalnizca fare hucreleri degil insan hucreleride kullanilmalidir.


Arastirmada Anvirzel ve Oleandrin adli nerium oleander tabanli iki ilac test edilmistir ve insan kanserli hucrelerinden orta seviye de tepki alinmistir. Oleandrin'in kanserli hucre oldurme etkisinin Anvirzel'den daha fazla oldugu saptanmistir.

Texas, MD Anderson hastanesi, Amerika'nin en iyi 50 kanser arastirma hastanesi listesinde 2004 yilindan beri 1 numara'da bulunuyor. Su an Amerika'nin (belki de dunyanin) en iyi kanser tedavi merkezi.

2006, Haziran, Istanbul Universitesi Biyoloji Fakultesinin, uluslarasi literaturde yayinlanan makalesi;
Nerium Oleander ozunun kan kanseri hucrelerine olan etkisi (etkisi oldugu soyleniyor, sebebi arastiriliyor).

2006, Eylul, Faz 1 deneme sonuclari;
(Faz 1 yalnizca dozaj ve yan etki arastirmaya yonelik) 18 hasta uzerinde denendi, herhangi bir yan etkiye rastlanilmadi. Tedavi edici ozelligi hakkinda tarafsiz bir sonuca varilamadi. Faz 2 denemeleri (kansere etkisini arastirmaya yonelik) icin onerilen guvenli doz 0.8 ml/m2/day.

2007, Aralik, Robert A. Newman, MD Anderson;
Zakkum tabanli Oleandrin insan pankreas kanseri hucrelerini olduruyor.

2008, Temmuz, Malezya Gadjah Mada Tip Fakultesi;
Nerium Indicum (Hint Zakkumu) 9 degisik insan kanser hucresinde denendi, bunlardan 3 turunde anti-tumor etki tespit edildi. Ilac saglikli hucrelere hic zarar vermiyor.

Anvirzel Ilacini veya Tedavisini Nerede Bulabilirim?
Anvirzel uzerinde arastirmalar yapmis olan MD Anderson Kanser Arastirma Merkezi'nden Dr. Robert Newman zakkum tabanli ilaclar ureten Nerium Biotech Inc. adli sirketi kurdu. Bu sirket kanser ve beyin tumoru tedavisinde kullanilmak uzere Anvirzel uretiyor. Ilacin henuz Amerika'da FDA onayi olmadigi icin sirketin Latin Amerika'da ayagi olan Salud Integral adli sirket uzerinden yapiliyor. Ayrica burada ki klinikte hastalarin Anvirzel terapisi gormesi mumkun.


KAYNAKLAR
  1. Anticancer Drugs. 2000 Jul;11(6):455-63. Anvirzel, an extract of Nerium oleander, induces cell death in human but not murine cancer cells. Pathak S, Multani AS, Narayan S, Kumar V, Newman RA. Department of Cancer Biology, University of Texas MD Anderson Cancer Center, Houston 77030, USA. spathak@notes.mdacc.tmc.edu, http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/11001386
  2. Journal of Islamic Academy of Sciences 1:2, 141-142, 1988, Promotion of Phagocytosis by Nerium Oleander Extract, Naci M. Bor, Hasan Dereagzi, Zahide Ibrahimoglu, Ayvaz Karabiyiklioglu, Hacettepe University Medical School Medical and Surgical Research Center, Ankara, http://www.medicaljournal-ias.org/1_2/Bor.pdf

  3. Turan N, Akgün-Dar K, Kuruca SE, Kiliçaslan-Ayna T, Seyhan VG, Atasever B, Meriçli F, Carin M.
    J Exp Ther Oncol. 2006;6(1):31-8.

  4. Autophagic cell death of human pancreatic tumor cells mediated by oleandrin, a lipid-soluble cardiac glycoside. Newman RA, Kondo Y, Yokoyama T, Dixon S, Cartwright C, Chan D, Johansen M, Yang P. Integr Cancer Ther. 2007 Dec;6(4):354-64.PMID: 18048883 [PubMed - indexed for MEDLINE]
  5. Phase 1 trial of Anvirzel in patients with refractory solid tumors. Mekhail T, Kaur H, Ganapathi R, Budd GT, Elson P, Bukowski RM. Invest New Drugs. 2006 Sep;24(5):423-7.PMID: 16763787

  6. Med J Malaysia. 2008 Jul;63 Suppl A:24-5.PMID: 19024965

26 Ekim 2009 Pazartesi

Alternatif tedaviler: ISCADOR - Viscum Album - Ökse otu

Avrupa Ökseotu (Viscum Album), yüzyıllardır tedavi amaçlı kullanılmaktadır. Ökseotu özü bundan 90 yıl kadar önce ilk kez İsviçre'de kanser tedavisi için kullanıma başlamıştır. Son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalar Ökseotu'nun içerdiği Viskotoksin ve Lektinler yüzünden kanserli hücrelere etki ederek bu hücrelerin gelişmesini engellediği hatta bazı kanser türlerinde kanserli hücreleri yok ettiği ortaya çıkmıştır. Lektinler şu an piyasaya yeni sürülen Avastin veya Altuzan gibi ilaçların etkin maddesidir.

İsviçre tabanlı Weleda firması ökse otundan özel tekniklerle elde ettikleri bitki özünü Iscador adı ile kullanıma sunmaktadır.

Ancak bazı kaynaklar ökseotunun tümör gelişimini artırdığını söyleyen raporlar vermişlerdir. Bunun üzerine 2002 yılında Almanya'da yapılan bir çalışmada ökseotundan elde edilen kimyasal madde içlerinde merkezi sinir sistemi, mide kanseri, akciğer kanseri, gögüs kanseri gibi kanser türleri bulunan 16 farklı tümör hücresi üzerinde denenmiştir. Çalışmanın sonuçları oldukça çarpıcı; Denenen hiçbir kanser türünde ökseotunun tümörü hızlandırıcı bir özelliğine rastlanmamıştır. Tam aksine 7 tümör türünde, tümörün ilerlemesini %30 ila %70 oranında yavaşlatmış 3 tümör türünde ise antitümör etkisi göstermiştir.

Iscador, İsviçre'deki Weleda firmasından ısmarlanabilmektedir.
Websitesi: http://www.iscador.com/

Kişisel notlar:
Günümüzde bitkisel tabanlı ilaçlar konusunda yeterince bilimsel çalışma yapılmamaktır. Bunun başlıca sebebi ilaç firmaları ile çıkar çatışmasıdır. İlaç firmaları doğada serbest halde bulunan herhangi bir kimyasal maddenin formülünün patentini alamazlar. Patenti olmayan bir ilacı ise herkes üretebilir ve kar marjı çok düşüktür. Bu yüzden bitkisel tabanlı ilaçları araştırmak yerine kendileri bunlara yakın sentetik ilaç formülleri üzerinde çalışırlar. Pekçok araştırma kuruluşu kaynaklarını ilaç firmalarından aldıkları için bu konuda çalışma yapmak yerine başka konulara yönelirler. Böylelikle meydan da bu konuda herhangi bir eğitimi olmayan 'şarlatan' tabir edecebileceğimiz çıkar peşinde koşan sahte uzman ve sahte profesörlere kalır.

Kaynak:
Absence of tumor growth stimulation in a panel of 16 human tumor cell lines by mistletoe extracts in vitro. Maier G, Fiebig HH. Institute of Experimental Oncology, Oncotest GmbH, 79108 Freiburg, Germany. Anticancer Drugs. 2002 Apr;13(4):373-9.

22 Ekim 2009 Perşembe

Kötü huylu tümörler için mevcut tedaviler ve gelecek

(Temmuz 2009, Biologics)
Hali hazırda kullanılmakta olan mevcut tedaviler ve klinik deneyleri yapılan yeni tedaviler:
  • Temozolomide
    • Temodal
  • Bevacizumab
    • Avastin (Genentech)
    • VEGF-TRAP (Regeneron)
    • Vatalanib (Novartis)
    • Tümör ilerlemesi %46 kadar daha uzun süre ile durdurulabiliyor.
  • Getifinib, Erlotinib
    • Iressa (Astra Zeneca)
    • Tarceva ( OSI Pharmaceuticals)
  • Tipifarnib
    • Zarnestra (Johnson & Johnson)
    • Tekrarlayan GBM'lerde tümör ilerlemesini yavaşlatarak süreci %12  daha uzatılabiliyor.
  • Lonafarnib
    • Sarasar (Schering-Plough)
    • Temodal'in çalışmadığı her 3 hastanın 1inde tedaviye cevap alınabiliyor ve ilerleme %33 daha uzun süreyle durdurulabiliyor. I. aşama klinik deneyleri tamamlandı.
  • PI3K/AKT/mTOR, serine/threonine kinase
    • Perifosine ((Keryx Biopharmaceuticals)
    • Rapamycin (Weyth)
    • everolimus (Novartis)
    • AP23573 (Ariad Pharmaceuticals)
    • Henüz yeni klinik testlere tabi tutulan bu ilaçlar umut verici. Başlangıç olarak %36 ya varan tedaviye cevap oranlari ve %7.8 ilerleme sürecinin durdurulması
  • Tamoxifen
    • Enzastaurin (Eli-Lilly)
    • II. aşama klinik denemelerde %29'a varan tedaviye cevap oranı rapor edşldş.
  • Imatinib mesylate
    • Gleevec (Novartis)
  • Integrin
    • Cilengitide (EMD Pharmaceuticals)
    • I.Aşama klinik deneylerde hastalarda tümör ilerlemesi %69 daha uzun süre ile durdurulabildiği görüldü. Oldukça umut verici.
  • Vandenatib, Sunitib
    • Zactima (Astra-Zeneca)
    • Sutent (Pfizer)
    • II.aşama klinik denemede
  • Carmustine, BCNU
    • Gliadel 
    • Tümör ilerleme süreci %31 daha uzatılabiliyor.


KAYNAK
  • Current available therapies and future directions in the treatment of malignant gliomas Annick Desjardins, David A Reardon, and James J Vredenburgh Biologics. 2009; 3: 15–25. Published online 2009 July 13. PMCID: PMC2726053

Bevacizumab, Avastin, Altuzan

Avastin veya Altuzan etkin maddesi bevacizumab (bevasizumab) olan kanser tedavisinde kullanilan Roche ve Genentech firmalari tarafindan gelistirilen ilacin ismidir. Bevacizumab tumor hucrelerine dogrudan etki etmek yerine onlari besleyen damarlari hedef alir.

Tumor hucreleri kontrolsuzce urerken onlari besleyen damarlarda genisler ve cogalir. Bevacizumab, VEGF (vascular endothelial growth factor - damar ici dokusu ureme faktoru) adi verilen yeni kan damarlari uremesini tetikleyen kimyasal sinyali tanir ve bloke eder.

Bevacizumab Amerikan saglik bakanligi (FDA) tarafindan vucuda yayilan (metastatik) kanser turlerinin tedavisi icin onaylanmistir. Ilk olarak 2004 yilinda barsak kanseri ve akciger kanserinin tedavisinde standard kemoterapi ile birlikte kullanilmak uzere onaylanmisti. 2008 yilinda da gogus kanseri tedavisinde kullanilmasi icin onay verildi.

Mayis 2009 yilinda FDA halen III. asama klinik denemede olmasina ragmen, tekrarlanan GBM (Glioblastoma Multiforme) tedavisinde kullanilmasi icin onay verdi.

2008 Aralik'ta yayinlanan Bruksel Universitesinin yaptigi bir calismada bevacizumab'in temozolomide ile birlestirilmesinin glioma hastalarina olumlu etkisinin oldugu bildiriliyor. Bunun sebebinin de damar gelisimini durdurmayi saglayici genleri aktiflestirmesi oldugu soyleniyor.

KAYNAKLAR

  1. Pollack, Andrew (2009-03-31). "F.D.A. Panel Supports Avastin to Treat Brain Tumor". New York Times. Retrieved 2009-08-13.
  2. Combining Bevacizumab with Temozolomide Increases the Antitumor Efficacy of Temozolomide in a Human Glioblastoma Orthotopic Xenograft Model Véronique Mathieu, Nancy De Nève, Marie Le Mercier, Janique Dewelle, Jean-François Gaussin, Mischael Dehoux, Robert Kiss, and Florence Lefranc Neoplasia. 2008 December; 10(12): 1383–1392. PMCID: PMC2586689
  3. Current available therapies and future directions in the treatment of malignant gliomas Annick Desjardins, David A Reardon, and James J Vredenburgh Biologics. 2009; 3: 15–25. Published online 2009 July 13. PMCID: PMC2726053

21 Ekim 2009 Çarşamba

Temodal, Yan etkileri, Kullanım süresi ve Dozaj

Bu yazıda Temodal tedavisine ait Temodal nedir? Temodal'in yan etkileri nelerdir? Temodal dozajı ne kadar olmalıdır? Temodal ne kadar süre ile kullanılmalıdır? gibi bazı sorulara yanıt vermeye çalışacağız.

Temodal nedir?
Temodal, (Temozolomid) kanser hastaları yararına çalışan ve ticari bir amaç gütmeyen İngiliz Kanser Araştırma Vakfı tarafından finanse edilerek geliştirilmiş, beyin tümörü ve pekçok kanser türünde başarılı sonuçlar veren yan etkileri az bir ilaçtır. Lisansı halen bu sivil toplum örgütünün elindedir. Vakıf Schering-Plough gibi bazı firmalara üretim lisansı vererek elde ettiği geliri yeni ilaçların araştırılmasına harcamaktadır. Mart 2010 itibari ile lisansi tamamen serbest bırakılmış ve jenerik versiyonlarının üretilmesine imkan verilmiştir.

Temodal Tedavisi Nasil Olur ve Temodal'in Yan Etkileri Nelerdir?
Temodal (Temozolomide)'in GBM ve Oligodendroglioma (OD) turu tumorlerin tedavisinde iyi sonuc verdigi 80li yillardan beri bilinmekte. Ancak tedavide yaygin olarak kullanilmasi icin uzun yillar arastirma yapilmasi ve bunun hastalara getirisinin yan etkilerinden daha fazla oldugunun ispatlanmasi gerekti. Hali hazirda bununla ilgili pek cok hastane ve universite arastirmalar yapmakta. Arastirmalara gore tumorlerin sebebinin, beyinde bulunan cesitli hucrelerin kontrolsuz olarak cogalmasi ve bu cogalmaya da sebebin, hucre bolunmesini sinirlayan bazi genlerin bir sekilde pasif hale gecmesi veya tumden silinerek kaybolmasidir. Temodal (ilacin markasi) veya icinde bulunan etkin maddesi Temozolomide hucrelerde bu gibi bozukluklari onararak onlari yeniden saglikli hale getiriyor. Ancak bunu yaparken yalnizca hastalikli hucrelere degil vucutta bulunan ve tipki tumor hucreleri gibi hizli cogalan diger hucrelere etki etmekte ve bunlarin calismasini yavaslatmakta. Ilactan etkilenen hucreler arasinda surekli kan hucreleri ureten kemik iligi, lenf bezleri, sac ve tirnak ureten hucreler yer aliyor. Ozellikle kanda yapilan etki (hematoksik etki) hastalarin hucrelertedavi sirasinda zorluklar yasamasina yol aciyor.

Bu tur yan etkilerden dolayi tedavide Temodal dozaji, suresi ve uygulanis sekli onem kazaniyor. Sayet yan etkiler, sagladigi faydayi asacaksa dozaj ve sure sinirlamasina gidilebiliyor. Ornegin yasli hastalarda asiri ve uzun dozlar hastalarda ciddi toksik etkilere yolacabiliyor. Bu yuzden doktorlar yasli hastalarda kemoterapi uygulamada cekingen davranabiliyor. Uygun tedavinin belirlenebilmesi icin hastanin fizyolojik durumunun doktor tarafindan iyi degerlendirilmesi gerekiyor.


Temodal Tedavisinde Sure
Temodal tedavisinde dunyada yaygin olarak kabul goren sure 6 ay dir. Kanada GBM oneri komitesi tarafindan 2007 Temmuz tarihinde yayinlanan raporda onerilen tedavi sisteminde, Temodal icin sure 6 ay olarak belirlenmistir. Pek cok kurulusda bu oneriyi uygulamaktadir. Amac hastalarin tedaviden en cok faydayi saglarken, yan etkilerden de en az zarari gormesini saglamaktir.


Yuksek Dozlu Temodal

(14 Ekim 2009)Almanya, Tubingen Universitesi Beyin Arastirmalari Enstitutusunun yaptigi bir arastirmada 41 GBM hastasina radyoterapiyi muteakip yogun dozajli (150mg/m2) Temodal uygulandi. Yogun dozlu Temodal 1 hafta uygulandi ve ardindan 1 hafta ara verilerek tedavi devam etti. Bu sekilde 1 hafta aralikli tedavinin hastalarda yuksek dozlu Temodal'dan kaynaklanan asiri (hematoksik) yan etkilerin gorulmesinin onune gectigi goruldu. Ancak yuksek dozlu Temodal uygulamasindan hastanin gordugu fayda tumor hucrelerindeki MGMT geni durumuna bagli. Eger bu hucrelerde MGMT geni suskun ise yuksek dozlu Temodal tedavisi hastaya fayda sagliyor, diger durumda ise yuksek dozlu Temodal hastaya gozle gorunur bir fayda saglamiyor - yan etkileri disinda.


Bunun yanisira daha once Paris Hopital Saint-Anne ve Schering Plough tarafindan yapilan calismada yuksek dozlu Temodal uygulamasinda, hastalara gunluk 300mg/m2 Temodal'in guvenli olarak (asiri toksik etkilere yol acmadan) verilebilecegi bildiriliyor. Bu raporda onerilen tedavi yonteminde hastalara 2 haftada bir 3 gun boyunca gunluk 300mg/m2 Temodal veriliyor ve bununla hastalarda asiri bir toksik etkiye yol acmadan olumlu sonuclar alinabilecegi soyleniliyor. Arastirma sirasinda doktorlar gruplara ayirdiklari hastalara gunluk 200mg/m2 ile 350mg/m2 verdiler ve hastalarin gunluk 300mg/m2 dozajin en iyi sonuc veren guvenli doz oldugunu tespit ettiler.

Temodal ve Kombine Tedaviler
Arastirmalar yalnizca tek bir ilaca veya tedavi sekline dayanan tedavi sistemlerinin basarili olamayacagini gosteriyor. GBM ve OD gibi tedavilerde bunun icin tek bir ilaca yonelik degil, tipki AIDS tedavisindeki gibi ilac kokteylleri ile bir tedavinin daha basarili olacagini gosteriyor. Ilacin yanisira radyoterapi ve radyoterapinin etkisini artirici ilaclarin da alinmasinin tumorlerin tedavisinde daha etkin olacagi bildiriliyor.(devam edecek)


Temodal Tedavisi ve MGMT Gen Durumu
Cesitli arastirmalar Temodal ve benzeri ilaclarin (Alkillestiriciler) tumor hucrelerinde olusturdugu etkinin, bu hucrelerde bulunan MGMT geninin suskun veya aktif olusuna bagli oldugunu gosterdi.(13 Ekim 2009)


Eszamanli Temodal ve Radyoterapi (Yasli Hastalarda)
9 Ekim 2009 tarihinde yayinlanan North Carolina Universitesinin yaptigi bir arastirmada, yaslilarda Radyoterapi ile eszamanli olarak Temodal tedavisi yapildiginda bunun hastaya yalniz radyoterapi uygulanmasindan cok daha fazla faydasi oldugunu ve bunun toksik yan etkilerinin hastalarin kaldirabilecegi oranda oldugu bildiriliyor. Arastirmada yas ortalamasi 76 olan 31 yasli GBM hastasinda, radyoterapi ve Temodal es zamanli olarak uygulandi. Sonuclar yalniz radyoterapi ve diger destekleyici tedaviler goren yasli hastalarla karsilastirildi. Sonucta eszamanli radyoterapi ve Temodalin bu gruplar arasinda en iyi sonuc verdigi goruldu. Hastalarin yalnizca %20lik bir kisminda yuksek duzeyli toksik yanetkiler gozlemlendi. Bilindigi gibi yasli hastalarda Temodal uygulamasi yan etkileri yuzunden doktorlar tarafindan sinirli olarak uygulanmaktadir.


KAYNAKLAR
Yukarida anlatilan bilgiler  asagidaki kaynaklardan alinmistir. Kaynaklar uluslarasi saygin bilimsel dergilerde yayinlanmis ve bu konudaki en son bilgileri (cogu 2009 Ekim tarihli) yansitiyorlar.

  1. Chemoradiotherapy of Newly Diagnosed Glioblastoma with Intensified Temozolomide. Weiler M, Hartmann C, Wiewrodt D, Herrlinger U, Gorlia T, Bähr O, Meyermann R, Bamberg M, Tatagiba M, von Deimling A, Weller M, Wick W. Department of General Neurology, Hertie Institute for Clinical Brain Research, and University of Tübingen, Tübingen, Germany; Departments of (dagger)Neurooncology and University of Heidelberg, Heidelberg, Germany.
  2. The correlation and prognostic significance of MGMT promoter methylation and MGMT protein in glioblastomas. Cao VT, Jung TY, Jung S, Jin SG, Moon KS, Kim IY, Kang SS, Park CS, Lee KH Chae HJ. Brain Tumor Research Laboratory and Research Institute of Medical Sciences, Chonnam National University, Hwasun Hospital and Medical School, Gwangju, Republic of Korea.
  3. Concurrent Temozolomide and Radiation, a Reasonable Option for Elderly Patients With Glioblastoma Multiforme? Kimple RJ, Grabowski S, Papez M, Collichio F, Ewend MG, Morris DE.From the Departments of Radiation Oncology, Pathology, Medical Oncology, Surgery, and Lineberger Comprehensive Cancer Center, University of North Carolina, Chapel Hill, North Carolina.
  4. New (alternative) temozolomide regimens for the treatment of glioma. Wick W, Platten M, Weller M.Department of Neurooncology, University Clinic of Heidelberg, Heidelberg, Germany. wolfgang.wick@med.uni-heidelberg.de
  5. Dose-dense regimen of temozolomide given every other week in patients with primary central nervous system tumors K. Vera1, L. Djafari2, S. Faivre1, J.-S. Guillamo1, K. Djazouli2, M. Osorio1, F. Parker3, C. Cioloca4, B. Abdulkarim1, J.-P. Armand1 and E. Raymond1,Department of Medicine, Institute Gustave-Roussy, Villejuif; 2 Schering Plough, Levallois-Perret; 3 Department of Neurological Surgery, Hôpital Kremlin Bicetre; 4 Department of Neurological Surgery, Hôpital Saint-Anne, Paris, France
  6. Canadian recommendations for the treatment of glioblastoma multiforme.Mason WP, Maestro RD, Eisenstat D, Forsyth P, Fulton D, Laperrière N, Macdonald D, Perry J, Thiessen B; for the Canadian GBM Recommendations Committee.
  7. Combining drugs and radiotherapy: from the bench to the bedside. Palanichamy K, Chakravarti A. Department of Radiation Oncology, The Ohio State University Medical School, Columbus, Ohio, USA.

19 Ekim 2009 Pazartesi

Beyin tümörüne yeni tedavi onaylandı: Novocure

Kaynak: 28.Eylül.2009. http://www.novocuretrial.com/
Glioblastoma Multiforme (GBM) için geliştirilen Novocure isimli yeni tedavi sistemi Amerikan sağlık bakanlığından 3.faz deneme için onay aldı. Tedavi sistemi beyin tümörlerini elektrik dalgaları vererek küçültme prensibine dayanıyor. Elektrik dalgaları hastanın yanında gezdirebildiği taşınabilir çanta şeklinde bir cihaz tarafından üretiliyor ve  beyne dışardan bağlanan elektrotlar aracılığı ile uygulanıyor.

Cihazın çalışma prensibi 
Tümör hücreleri beyinde hızlı şekilde bölünüp ürerler. Bu hücreler bölünme sırasında rol oynayan elektrik yüklü elementler taşırlar.  Beyinde bulunan diğer hücreler ise bu hücrelere nazaran daha yavaş bölünürler ve bu elektrik yüklü elementleri taşımazlar.

Tümör iyileştiren elektrik alanlar
Şu an klinik deneme aşamasında olan NovoTTF-100A adlı cihaz tümör bölgesinde çok düşük yoğunluklu alternatif elektrik alanları oluşturur. Bu alanlar Tümör Tedavi eden Alanlar - TTA (TTF-Tumor Treating Fields) olarak bilinir. Tümör hücrelerinin bölünme sırasında aldığı özel şekil yüzünden tümör tedavi eden alanlar bu hücrelerin yığılarak fiziksel olarak parçalanmasına yol açar. Ayrıca tümör hücreleri bölünme sırasında hareketi sağlayan elektrik yüklü yapı taşlarına sahiptirler. TTA bu yapıtaşlarınında parçalanmasına yol açar. Sonuç olarak bu iki etki tümörlerin gelişmesinin yavaşlamasını, hatta gerilemesini sağlar. Bunu yaparken de sağlıklı hücrelere herhangi bir zarar verilmez.

Klinik Deneyler
Cihaz 1 ve 2. aşama deneylerinde iyi sonuçlar verdiği için şu an Amerikan sağlık bakanlığından 3.aşama denemeler için onay almıştır. 3.aşama deneylerinde de iyi sonuç alınırsa cihaz kısa sürede sağlık bakanlığınca onaylanıp hastaların kullanımına sunulacaktır. 3. aşama deneyler için hali hazırda hasta kabulu yapılmaktadır. Klinik deneylere katılabilmek için GBM teşhisi konulmuş olmak, daha önce cerrahi tedavi, radyoterapi ve kemoterapi görmüş olmak yeterlidir (Amerika dışından da katılınabilir). Ayrıntılı bilgi http://www.novocuretrial.com/eligibility.html adresinde mevcuttur.


28 Eylül 2009 tarihinde ünlü ilaç firmaları Johnson & Johnson ve Pfizer, tedavi sistemini üreten Novocure firmasına yatırım yapma kararı aldı.

14 Ekim 2009 Çarşamba

Beyin Tümörü: Beyin tümörü ile ilk karşılaştığımızda ne yapmalıyız?

Beyin tümörü ile ik karşılaştığımızda yaşadığımız şok ile bir süre ne yapacağımızı bilemez hale gelebiliyoruz. Bu yazı umarım size de yol gösterici olur. Öncelikle şunun farkına varın, üzülerek hiçbir yere varamazsınız. Hiçbirsey yapmadığınız sürece tümör beyninizde duracak hatta ilerleyecektir. Bu yüzden gücünüzü ve cesaretinizi toplayıp bir an önce savaşa geçin. Ancak bu şekilde bunu yenebilirsiniz ve gün geçtikçe sayıları artan beyin tümörünü yenmiş kişiler ordusuna katılabilirsiniz. Beyin tümörü teşhisi ve tedavisi için doğru kişileri bulmalısınız. Bu kişilerle kendinize özel bir savaş ekibi kurun, siz onların önünde olacaksınız onlarda savaşınız sırasında size her türlü yardım ve desteği sağlayacaklardır. Oluşturacağınız kişisel tedavi ekibinde kimler olmalı:
  1. Nöroonkoloji Uzmanı
  2. Beyin Cerrahı
  3. Nöropatoloji Uzmanı
  4. Nöroradyoloji Uzmanı
Nöroonkoloji uzmanı, ekibinizin başıdır ve ekibin diğer uzman doktorları ile beraber çalışarak tümörün tedavi edilmesini sağlar. Nöroonkolog doktor size en uygun tedavi yöntemini belirler ve takip eder ve tedaviyi koordine eder. Şayet ameliyat gerekiyorsa sizi beyin cerrahına yönlendirir ve beyin cerrahı ile yapılması gerekenleri kararlaştırır. 

Beyin cerrahı, herhangi bir operasyon gerektiğinde, örneğin biyopsi ve testler için örnek alınması veya tümörün bir kısmının çıkarılmasında devreye girer. İyi bir beyin cerrahı hastaya en az hasar ile tümörü alır veya operasyonu gerçekleştirir. Beyin cerrahı tümörün durumunu ve ne kadarının ameliyatla alınabileceğini nöroonkoloji uzmanına bildirir. 

Nöropatoloji uzmanı, teşhiste en önemli kişidir. Bu uzman alınan örneği inceleyerek en doğru tanıyı yapmaya çalışır. Doğru bir tedavi için tümörün türünün ve özelliklerinin en ince detayına kadar bilinmesi şarttır. Nöropatoloji uzmanı tedavi sırasında da devreye girerek, alınan örnek üzerinde yeni bulgulara göre çeşitli testler gerçekleştirir. Örneğin uygulanması gereken bir ilaç doğrudan örneğe verilebilir ve sonuç buradan gözlemlenebilir. Nöropatoloji uzmanı elde ettiği sonuçları nöroonkoloji uzmanına bildirir. Nöroonkoloji uzmanı ise patoloji uzmanından tedavi sırasında ek testler yapmasını isteyebilir.

Nöroradyoloji uzmanı, teşhis ve tedavinin her aşamasında devreye girer. Sizin MRI sonuçlarınızı inceler ve bulgularını söyler. Tedavi sırasında sürekli MRI sonuçlarını takip eder, hastalığın ilerleme veya gerilemesini nöroonkoloji uzmanına bildirir. Nöroonkoloji uzmanı tedavi sırasında çeşitli aşamalarda nöroradyoloji uzmanına başvurur. 

Bunlar sizin asıl takımınızdır. Bu uzman doktorları iyi seçin ve sürekli aynı doktorlar ile devam edin. 
Bunların yanısıra ekibe yardımcı olabilecek diğer uzmanlar ise:
  • Radyoonkolojist
  • Nöropsikolog
Radyoonkolojist, tedavi sırasında nöroonkolog tarafından devreye sokulur. Görevi radyoterapi uygulamak ve aynı zamanda radyo cerrahi adı verilen Gamma Knife gibi yöntemlerin uygulanmasıdır.

Nöropsikolog, hastaya tedavi sırasında eşlik eder ve hastanın yaşam kalitesinin artırılmasına yardım eder.

Ekibinizi kurun!

Gliblastoma Multiforme: CDX-110 aşısı mucizeler yaratıyor!

Kaynak: Mayıs 30, 2009 - Reuters

Pfizer ve Celldex Therapeutics Glioblastoma Multiforme tedavisi için geliştirdikleri CDX-110 adlı aşının ikinci faz klinik denemelerinin ara sonuçlarını açıkladı. Aşı ilk olarak 2007 senesinde insanlar üzerinde denenmişti. Başarılı sonuçlar elde edilmesinin arkasından ilacın ikinci aşama denemelerine başlandı. Halen devam etmekte (hasta kabul ediliyor!) olan ikinci aşama testlerinin yeni açıklanan sonuçları ise umut verici.

40 hasta üzerinde iki ayrı koldan yapılan testlerde 1.gruba düşen 18 GBM hastasına temozolomide ve kemoradyasyon tedavisinin arkasından CDX-110  verildi. Hastalık bu hastalarda ortalama 14.2 ay boyunca hiç ilerlemedi. Ayrıca 3 hastada ise 4 yıl boyunca herhangi bir ilerleme görülmedi.

2.gruba düşen 22 Glioblastoma hastasında ise temozolomide ve kemoradyasyon sonrası uygulandı. Bu hastalarda tümörler ortalama 15.2 ay boyunca ilerme kaydetmedi. 3 hastada ise 2 yıldan fazla bir süredir herhangi bir ilerleme görülmüyor.

Bu ilacın uygulanmadığı hastalarda ise tümörler ortalama 6.3 ay sonra yeniden ilerlemeye başlıyor.
Yani aşı tümörün ilerlemesini durdurmada 2.5 kat daha etkili.  Genelde hastalarda aşı herhangi bir yan etki göstermiyor ancak aşının enjekte edildiği yerde bir miktar kızarıklık oluşuyor.

CDX-110 şimdilik yalnızca GBM tümörlerinin EGFRvIII adı verilen türüne uygulanıyor. Bu tür tümörler GBM tümörlerinin %25-40 lık bir kısmını oluşturuyor.

13 Ekim 2009 Salı

Beyin tümörünün sebebi virüs mü? Tedavide antivirüs!

Kaynak: Ocak 2009 - Newsweek http://www.newsweek.com/id/178660

CMV Cytomegalovirus adı verilen ve pek çok sağlıklı insanda da bulunan virüs beyin tümörlerinin sebebi olabilir. USCF den  beyin cerrahı Charles Cobbs 2002 yılında ilk olarak tümörlü bazı hastalarda normalde herkeste pasif halde bulunan CMV adlı zararsız olduğu düşünülen virüsün tümör bölgesinde aktif olduğunu gözlemledi. Bunun üzerine çalışmalarını yoğunlaştıran Cobbs, en yeni makalesinde CMV virüsünün Glioblastoma Multiforme türü agresif tümörlerinin başlıca nedeni olduğunu öne sürüyor.


Daha öncede HPV (Human Papilloma Virus) virüsünün rahim kanserine yol açtığı ortaya çıkarılmıştı. Duke Üniversitesinden neuroonkoloji uzmanı Duane Mitchell ile birlikte çalışan Cobbs araştırmasına finansal destek için başvurdu. 


CMV beyin tümörünün doğrudan sebebi olmasa bile tedavi için faydalı bir hedef olabilir. Mitchell ve ekibi CMV virüsüne bağışıklığı olan hücrelerden elde ettikleri aşıyı glioblastoma hastalarında kullanıyorlar. Bu hücreler CMV nin ürettiği proteinlere saldırıyor. Mitchell aşı tedavisi ile çok başarılı sonuçlar aldıklarını kaydetti. 


İsviçreden bir diğer ekipte CMV ye karşı geliştirdikleri Valcyte adlı ilacın klinik deneylerini tamamladılar. Valcyte adlı ilacı ameliyat sonrası beyin tümörlü hastalara uygulayan ekip, ilacın tümörün geri gelmesini engelleyip engellemediğini araştırıyor. Sonuçlar şu an değerlendirme aşamasında. Şayet sonuç başarılı olursa Roche firması ilacı daha geniş olarak deneyecek. 


CMV virüsü oldukça yaygın, toplumun %80'lik bir kısmında bulunuyor ve normal koşullarda taşıyıcıya herhangi bir zarar vermiyor.

Oligodendroglioma Tedavisi

Oligodendroglioma kemoterapiye en iyi cevap veren tümörlerdendir. Bu konuda pek çok araştırma vardır. Bazı durumlarda yalnızca kemoterapi ile tümörler tamamen yokedilebilmektedir.

Oligodendroglioma tedavisinde uygulanacak kemoterapide
  1. Temodal (Temozolomide)
  2. PCV (Procarbazine ve Vincristine karışımı)
  3. Altuzan (Bevacizumab) + Camptosar (Irinotecan)
  4. Temodal  + Altuzan
kullanılır.

2009 Ekim tarihli bilgilere göre, Temodar öncü tedavi olarak kullanılır. Araştırma sonuçlarına göre mutlaka PCV tedavisi yapılması gerekir.

Temodar, 5 gün boyunca uygulanır ve 28 gün sonra tekarlanır. Dozajları konusunda çeşitli çalışmalar vardır. Bazı çalışmalar yüksek dozun faydalı olduğunu söylerken bazı çalışmalar pek fark olmadığını söylüyor. Bu konuda en yeni bilgilere burada yer vereceğim. Yan etkileri oldukça hafif olan bir ilaçtır. 2009 yılında yayınlanan bir makaleye göre bir vakada sadece Temodar kullanılarak hastayı %100 olarak tümörden kurtarmak mümkün olmuştur. Bu da umut verici.

PCV Kemoterapisi
Ancak pek çok hastada Temodar ile tamamen tedavi olabilmek mümkün olmayabilir. Bu yüzden Temodar ile başlanan tedavi PCV ile sürdürülür. PCV yan etkileri fazla olan bir tedavi şeklidir ancak oldukça iyi sonuçlar verir. PCV tedavisinde en çok yan etki aslında Vincristine adlı madde yüzünden olmaktadır. Vincristine hızlı üreyen hücrelerin üremesini durdurur ve yokeder. Böyleliklekanserli olan hücreler ölür. Ancak vücutta kanserli hücrelerin yanısıra bir takım hızlı üreyen sağlıklı hücreler vardır. Bunların başında şaç diplerindeki hücreler, tırnaklar ve kan üreten kemik iliği hücreleri vardır. Kemoterapi sırasında bu hücreler de ölürler. Bu yüzden hastalarda saç dökülmesi ve tırnakların zarar görmesi gibi durumlar görülür. Tırnaklara ve cilde gelecek hasar kemoterapiyi müteakip soğuk kompres ile aza indirgenebilir. Saç dökülmesi ise kemoterapinin bitmesi ile birlikte sona erer ve hasta tekrar saçına kavuşur.  2009 yılına ait bazı araştırmalar yalnızca PC kullanılarak da PCV ile aynı sonuçları alabilmenin mümkün olduğunu göstermektedir. Bu da hastanın  Vincristine adlı maddenin yan etkilerinden kurtarılması açısından oldukça iyi bir gelişmedir.

Kaynaklar:

  1. Bevacizumab and irinotecan for recurrent oligodendroglial tumors. Taillibert S, Vincent LA, Granger B, Marie Y, Carpentier C, Guillevin R, Bellanger A, Mokhtari K, Rousseau A, Psimaras D, Dehais C, Sierra del Rio M, Meng Y, Laigle-Donadey F, Hoang-Xuan K, Sanson M, Delattre JY. Neurology. 2009 May 5;72(18):1601-6. PMID: 19414728 [PubMed - indexed for MEDLINE]
  2. Complete Radiologic Response in an Anaplastic Oligodendroglioma Treated with Temozolomide and Bevacizumab. Katz A, Calabrich A, Dos Santos Fernandes G, Sakis Novis YA. Case Rep Oncol. 2009 Mar 14;2(1):57-60.
  3. Primary leptomeningeal anaplastic oligodendroglioma with a 1p36-19q13 deletion: report of a unique case successfully treated with Temozolomide. Michotte A, Chaskis C, Sadones J, Veld PI, Neyns B. J Neurol Sci. 2009 Dec 15;287(1-2):267-70. Epub 2009 Sep 13.

12 Ekim 2009 Pazartesi

Beyin Tümörü: Tedavi

Tedaviden önce tümörün tipinin ve ilerleme hızının belirlenmesi gerekir. Bazı tümörleri oluşturan hücreler oldukça yavaş bölünüp çoğalırken, bazısı da hızlı bölünür. Bu tedaviyi etkileyen en önemli faktördür. Çünkü hızlı ilerleyen bir tümöre kemoterapi uygulama fırsatı bulunamayabilir. Bu durumda derhal cerrahi bir müdahele gerekebilir. Şayet yavaş ilerliyorsa bu durumda cerrahi müdaheleye gerek kalmadan kemoterapi veya radyoterapi uygulanabilir. 


Tedaviyi etkileyen bir diğer faktör de tümörün türüdür. Kontrolsüz üreme sadece belli tip beyin hücrelerinde görülebilir. O sebepten uygun bir ilaçlı tedavi uygulanabilir.


Beyin tümörü tedavilerini kısaca özetlemek gerekirse:
  1. Cerrahi Müdahele
  2. Kemoterapi 
  3. Radyoterapi 
Cerrahi müdahele, tümörün bir kısmının veya tamamının ameliyatla alınmasıdır. Bu durumda beyin kafatasından açılarak tümörlü bölge alınır. Cerrahi müdahele en iyi tümörün küçük, yüzeysel ve saçaklanmamış olduğu durumlarda sonuç verir. Aksi takdirde cerrahlar beyne hasar vermemek için hastanın ciddi şikayeti olmadığı sürece tümöre dokunmamayı tercih ederler. Tümör yüzünden damarlara veya beyin içinde basınç varsa bunlar için cerrahi müdahele uygulanıp hasta şikayetinden kurtarılır. Tümöre cerrahi müdahelede yeni uygulanan bir yöntem ise Gamma Knife yöntemidir. Bu yöntemde beyin açılmadan beyin içine gamma ışınları yollanarak tümörlü bölge yokedilir. Bunun avantajı cerrahın ulaşamayacağı yerlere ulaşılabilmesi ve hastaya neşter vurulmadan harici olarak tümörün yok edilmesidir. Böylelikle hasta narkoza girmez ve yürüyerek operasyondan çıkar.

Kemoterapi, tümörün ilaçla durdurulması veya yokedilmesi yöntemidir. Hastaya kanserli hücrelerin üremesini engelleyen ve onları öldüren ilaçlar verilir. Kemoterapi için tümörün tipinin ve özelliklerinin bilinmesi şarttır. Buna göre en başarılı tedavi ve ilaçlar uygulanır. Son yıllarda teknolojinin gelişmesi ile kemoterapide çok başarılı sonuçlar elde edilmeye başlanılmıştır.

Radyoterapi, beyne radyoaktif ışınlar uygulanarak tümör hücrelerinin yokedilmesidir. Genellikle diğer tedavi yöntemlerini tamamlayıcı olarak uygulanır.

Beyin Tümörü: Oligodendroglioma

Oligodenroglioma, beyni destekleyen hücrelerden olan Oligodendroid adı verilen hücrelerin kontrolsüz olarak çoğalması sonucu ortaya çıkan kitlelerin adı. Normalde her insanın beyni doğumdan 24-25 yaşına kadar büyür. Büyüme beyin hücrelerinin bölünmesi ile gerçekleşir. Bir insan 25 yaşını geçtikten sonra artık beyin hücreleri bölünmez ve üremez. Ancak Oligodendroglioma veya Glioblastoma gibi durumlarda, hücrenin DNA sında bozukluk olur. Üremeyi frenleyen genler silinir. Bundan sonra hücre kontrolsüz bir şekilde üremeye devam eder ve kitleler oluşturur. Bu kitleler zamanla büyüyerek beynin diğer bölümlerine zarar verir ve hastada çeşitli sorunlara yol açar. Bu sebepten en kısa sürede tedavi edilmesi gerekir.

11 Ekim 2009 Pazar

Biyopsi sonrası Tegretol kullanımı

Biyopsi için yapılan operasyondan sonra hastalara genelde olası bir nöbet geçirmesini engellemek için Tegretol (carbamazepine) adlı ilaç verilir. Bu ilaç hastada biraz bulantı baş dönmesi ve uyuma haline yol açtı. Kendi başına hareket etmekte biraz zorluk çekebilir. 

Bunların normal etkiler olduğunu ilacın prospektüsünden okuyabiliyorsunuz ve tecrübe edenlerden dinleyebiliyorsunuz. Ancak etkiler ilaca alışılması ile beraber yok oluyor. İlaca alışmak ise 1 ay kadar sürüyormuş. Biyopsi uygulanan hastalar genelde hastanede 1 gece geçirdikten sonra eve gidebilirler.

9 Ekim 2009 Cuma

Biyopsi

Kızkardeşimin MRI sonuçlarının incelenmesinden ve tanının doğrulanmasından sonra hiç vakit kaybedilmeden bir biyopsi yapılması gerekiyordu. Sonuçlar bir üniversite hastanesinde değerlendirilmişti ve biyopsinin aynı hastanede yapılması için neredeyse 1 ay beklenilmesi gerekiyordu. Bu yüzden acilen bir özel hastaneden ameliyat günü alındı ve 2 gün sonra operasyon yapıldı.

Operasyon oldukça başarılı geçti. Yaklaşık 2 saat kadar sürdü ve genel anestezi altında yapıldı. Biyopsi sırasında normalden biraz daha büyük bir parça alındı. Bunun sebebi hastanın daha sonraki tetkikler için tekrar ameliyat edilmesini engellemekti. Çünkü bazı hallerde iğne ile alınan ufak parça sonraki incelemeler için yeterli olamayabiliyordu.

Kızkardeşim operasyondan şuuru neredeyse tamamen açık bir şekilde çıktı ve hemen konuşmaya ve hareket etmeye başladı. Alınan narkoz tesiri ile bir süre yemek yemesi engellendi.

7 Ekim 2009 Çarşamba

Kızkardeşimin tümörü

Kızkardeşim 33 yaşında, iki çocuk annesi, İstanbul da yaşıyor ve geçtiğimiz hafta tesadüf sonucu çekilen bir MR ile beyin tümörü tanısı yapıldı. Tesadüf eseri çünkü kendisi 3-4 hafta kadar önce doktora düzensiz kanama ve pıhtılaşma sorunu yüzünden gitmişti. Ancak muhtemelen tansiyon veya kansızlıktan dolayı baygınlık geçirip başını çarptığında doktoru ihtiyaten bir tomografi çekilmesinde fayda gördü. Çekilen tomografi deki bir anormalliği lezyon yönünde değerlendiren hematoloji uzmanıö nörologa sevketti. Nörolog ise acilen bir MRI tetkiki yapılmasına karar verdi.

İlk yapılan MRI da 10x4.5x5.5cm büyüklüğünde beynin üst orta kısmında her iki yarı küresine yerleşmiş bir kitle görüldüğü radyoloji uzmanını tarafından rapor edildi. MRI inceleyen nörolog tanıyı doğrulamak
için 2 hafta sonra tekrar bir MRI yapılmasına karar verdi. Yapılan ikinci MRI da ilkindeki bulguları doğruladı ve muhtemelen Glioblastoma Multiforme (GBM) olabilecek bir kitle saptandı. Kitle etrafında bir miktar ödem bulunmasına rağmen herhangi bir ciddi şikayete yol açmıyordu. Beyin içi sıvısı doğal şekilde akmakta, damarlarda veya beynin içindeki boşlukta ve diğer yerlerde bir yapı bozukluğu yoktu.

Kardeşimin ise bir miktar başağrısı dışında şu ana kadar herhangi bir sorunu olmamıştı. Bu tip tümörler, vücutta uyuşmalara, görme bozukluklarına, havale ve nöbet geçirmeye, konuşma ve hareket kaybına yolaçmakta. Ancak büyük bir şans eseri kardeşimde bu problemlerin hiçbiri görülmedi.

MRI sonucu derhal bir biyopsi yapılarak tümörün tipi ve derecesinin belirlenmesine karar verildi.

13 Ağustos 2009 Perşembe

Cancer Update from Johns Hopkins/ Johns Hopkins'den Kanser Haberleri

Dikkatinizi "Johns Hopkins Haberleri - Çok İyi bir Makale" veya "Kanser Hakkında Gerçekler" başlığı ile internette dolaşan bir mektuba çekmek istiyoruz:

Johns Hopkins Update - Very Good Article
AFTER YEARS OF TELLING PEOPLE CHEMOTHERAPY IS THE ONLY WAY TO TRY ('TRY', BEING THE KEY WORD) TO ELIMINATE CANCER, JOHNS HOPKINS IS FINALLY STARTING TO TELL YOU THERE IS AN ALTERNATIVE WAY .

Cancer Update from Johns Hopkins :

1. Every person has cancer cells in the body. These cancer cells do not show up in the standard tests until they have multiplied to a few billion. When doctors tell cancer patients that there are no more cancer cells in their bodies after treatment, it just means the tests are unable to detect the cancer cells because they have not reached the detectable size.

2. Cancer cells occur between 6 to more than 10 times in a person's lifetime.

3. When the person's immune system is strong the cancer cells will be destroyed and prevented from multiplying and forming tumors.
...
Yukarıda orijinali verilen bu mektup tamamen pazarlama amaçlı ve uydurmadır. Ünlü kanser araştırma hastanesi Johns Hopkins Hastanesi ile hiçbir ilgisi yoktur. Bu mektup antivirüs şirketi TrendMicro tarafından "hile" kategorisine alınmıştır:

http://threatinfo.trendmicro.com/vinfo/hoaxes/hoaxDetails.asp?HName=Cancer+update+from+Johns+Hopkins

Mektubun kaynağı olduğu iddia edilen gerçek Johns Hopkins Hastanesi bu konu ile ilgili bir bildiri yayınlamıştır:
http://www.hopkinsmedicine.org/kimmel_cancer_center/news_events/featured/cancer_update_email_it_is_a_hoax.html

Mektup insanları modern tedavilerden korkutarak, diyet destek ilaçları, sözde alternatif tedavi ilaçları vs satmayı amaçlamaktadır. Özellikle kanserin ortaya çıkış nedenleri ve kemoterapi hakkında gerçek dışı ve çarpıtılmış iddialarda bulunulmaktadır.

Sizleri bunlara karşı uyarmayı görev biliriz.

11 Temmuz 2009 Cumartesi

Bıeyin tümörü alanında çalışma yapan kurum ve kuruluşlar

Tıbbi Onkoloji Derneği
Tıbbi Onkoloji Derneği, "Tıbbi Onkoloji Uzmanı" ünvanına sahip uzmanlar ve uzmanlık eğitimi gören kişilerin üye olduğu bu üyelerin mesleki çıkarlarını korumak amacı ile kurulmuştur. Derneğim misyonu şunlardır:

  1. Onkoloji alanında yurt dışı muhatapları ile karşılıklı ilişki kurar
  2. Türkiye'deki onkoloji uzmanlarının haklarının korunmasını üstlenir
  3. Eğitimi düzenler ve denetimi sağlar ve bu doğrultuda mezuniyet sonrası kurs, toplantı ve kongreleri düzenler

5 Temmuz 2009 Pazar

Beyin Tümörü Bitkisel Tedavi ve Bitkisel İlaçlar

Beyin tümörünün bitkisel ilaçlarla tedavisi mümkünmüdür? Hangi bitkiler beyin tümörüne iyi gelir? Bu sorular beyin tümörü hasta ve yakının sürekli sorduğu ve internetten, etraftan cevap aramaya çalıştığı sorulardır. İnternette pek çok bitkiden ve beyin tümörüne iyi geldiği iddia edilen mucize bitkisel ilaçlardan bahseden sitelere rastlanmaktadır. Genelde bu siteler bu işten internet üzerinden rant sağlamaya çalışan kendilerine herbalist adı veren modern şarlatanlara aittir. Kan beyin bariyeri aşıldı, beyin tümörüne kesin çare, kanserin deşifresi gibi pek çok göz boyayıcı sloganla hastaların umut arayışlarından faydalanmaya çalışmaktadırlar.  Bu sitelerdeki çoğu bilgi taraflı, uydurma veya çok az bilimsel dayanağı olan bilgilerdir.  Hastaların bu rantçılara karşı uyanık olması gerekir. 

İşte bizde bir grup gönüllü hasta yakını olarak diğer hastaları bu karmaşa içinde doğru ve güvenilir bilgilere ulaştırmak için bu siteyi hazırladık. Umarız bu site size faydalı olur. Sorularınız olursa lütfen çekinmeden, sayfanın altına yorum bırakınız. Size elimizden geldiğince yardımcı olmaya çalışacağız.

Beyin tümörünün bitkilerle tedavisi mümkün mü?
Beyin tümörünün bitkilerle tedavisi mümkün mü?Cevap evet. Zaten hali hazırdaki pek çok kanser ve beyin tümörü ilacı bitkiler üzerinde yapılan araştırmalar sonucu bulunmuştur. Örneğin beyin tümörü dahil pek çok kanser türünde kullanılan Oncovin adlı ilaç Madagaskar Menekşesi (Catharanthus roseus) adlı bitkiden elde edilir.

Aslında günümüzde sayıları 100e yakın pek çok bitkinin antitümör özelliği laboratuar deneylerinde keşfedilmiştir. Ancak önemli olan en etkili ve en az yan etkiye sahip bitkileri veya kimyasal maddeleri bulmaktır. Çünkü antitümör özelliği gösteren pek çok bitki doğadaki halleri ile kullanıldıklarında insanlar için öldürücüdür. Örneğin yakın antitümör özelliği keşfedilen Zakkum (nerium oleander) bitkisinin insanlar için öldürücü olduğu bilinmektedir. Yine bunun gibi Noel Gülü bitkiside zehirlidir.

Bilimadamları bu zehirli bitkilerden ilaç yapabilmek için, içlerindeki özleri ayrıştırararak tümöre etki eden etkin maddeyi bulup saflaştırırlar. Böylelikle bitkinin içinde bulunan diğer maddeler vücuda verilmemiş olur ve ilacın etkinliği artırılır. Bu daha sonra laboratuarda hayvanlar üzerinde denenir. Hayvanlar üzerinde, etkisi ve doğru dozu belirlendiğinde insanlı deneylere başlanır. Bu deneyler bilimadamlarınca özel olarak tasarlanır ve ilacın verileceği hastaların ilaçtan önceki durumu, ilaç verildiği zamanki durumu dakikası dakikasına izlenir. Hastada oluşturduğu alerjik etkiler, vücut fonksiyonlarına olan etkisi, örneğin kalp atışı, kan basıncı, ateş sürekli izlenir. İlaç hastada ters bir etki yaptığında derhal müdahele edilir. 

Bitkisel ilaçlarda nelere dikkat edilmelidir
Bu bize bitkisel ilaçların ne kadar dikkatli ele alınması gerektiğini gösteriyor. Kendilerine herbalist adı veren, hiçbir bilimsel eğitimi olmayan, kişilerin yukarıda saydığımız yöntemlerle bu maddelere ulaşmaları zordur. Onların ne eğitimi vardır ne de araç gereçleri. Bulduklarını iddia ettikleri ilaçların çoğunu herhangi bir hayvan üzerinde dahi denemeden hastalara verirler. Ve bu ilacı kullanan hasta üzerinde hiçbir sorumluluk kabul etmezler. Zaten sırf bu yüzden karışımlarını gıda ürünü sayılabilecek basit şeylerden hazırlarlar. Böylece bunu alan hastalarda  bir sorun çıkmayacağını düşünürler. Ancak beyin tümörü çok ciddi bir hastalıktır ve normalde masum görünen pek çok şey beyin tümörüne ters etki yapabilir. Örneğin bal, nektar veya kan inceltici özelliklerdeki maddeler gibi. 

Kan-beyin bariyeri
Beyin vücudun diğer organlarından farklı olarak kan-beyin bariyeri denilen özel bir filtre ile korunur. Bu sayede yalnızca belli maddelerin beyne geçişine izin verilir. Aksi takdirde insanlar beyinlerinden çok kolay hasta olurlardı. Kan beyin bariyerini geçebilen moleküller sınırlıdır. Yani bir bitki vüdudun herhangi bir yerindeki tümöre doğrudan verilince etki etse de beyin tümörlerine etki etmeyebilir. Çünkü beyin bu maddeyi geçirmez. 

Bitkisel ilaçlarda dozaj
Bitkisel ilaçlarla ilgili bir başka husus da dozajdır. Ağız yoluyla alınan maddelerin kana geçerek beyne ulaşması güçtür. Alınan maddelerin büyük kısmı sindirim sistemi tarafından beyne ulaşmadan dışarı atılır. Bu yüzden normalde tümöre doğrudan verildiğinde etkili olan bir bitkisel ilaç, ağızdan alınırsa bunun beyin tümörüne etkisi olmaz, çünkü beyne ulaşmadan çoğu dışarı atılmıştır bile. Örneğin Zerdeçal bitkisinde bulununan Kurkumin maddesinin beyin tümörü hücreleri üzerine verildiğinde tümörü öldürücü özelliği görülmüştür. Ancak Zerdeçal ağızdan alındığında bilimadamları gördüler ki alınan zerdeçaldaki kurkuminin neredeyse tamamı sindirim ile dışarı atılıyor. Kendileri bu maddeyi ayrıştırıp saflaştırdıklarında ve damardan verdiklerinde beyne ulaştığını gördüler. Ancak henüz insanlar üzerinde geniş çaplı deneylerle damardan alındığında vücuda olan yan etkileri saptanmamıştır.

Bitkisel ilaçların sindirim yolu ile dışarı atılmasının bir yolu yüksek dozlar kullanmaktır. Ancak en masum madde dahi vücuda yüksek dozda verildiği takdirde insanda zehirlenmelere yol açar. Örneğin hayat kaynağımız olan ve nötral bir madde olan su dahi, aşırı alındığında insanı öldürebilir. Kaldı ki diğer kimyasallar için bu limit çok daha düşüktür. Bilimadamları bu yüzden tümöre etki eden ilaçları sindirim sistemine takılmadan beyne ulaştıracak özel tasarlanmış moleküllerle bağlarlar. Böylece ağızdan aldığımız küçük bir tablet dahi kolayca beyne ulaşır. Bazı durumlarda ilaç daha etkili olması için damardan verilir. Böylece sindirim sisteminden atılması engellenir.

Bitkisel ilaçların etkinliği
Bitkisel ilaçlarla ilgili son nokta ise, bu ilaçların etkinliğidir. Bazı bitkiler tümöre etki etselerde, yaptıkları etki çok sınırlıdır. Kanser için umut ışığı olan bazı bitkilerden elde edilen kimyasallar saflaştırılıp, kimyasal yapıları laboratuar ortamında değiştirilerek daha güçlü ve etkili hale getirilmekte ve sentetik olarak üretilmektedir. Hali hazırda doğal hali ile kullanılan pek çok bitki, geliştirilmiş sentetik ilaçlara kıyasla çok daha az etki etmektedir. Bu yüzden normal ilaçları bırakıp bunların çok daha az etkili bitkisel versiyonlarını kullanmak pek akıllıca olmayabilir. 

Neden bitkisel tedavi
Bütün bunlar bir yana, literatürde 120 çeşit beyin tümörü keşfedilmiştir. Mevcut ilaçlar ancak en çok rastlanan tümör türleri için geliştirilmektedir. Bu sebepten bazı tümör türlerinde daha az etkili olurlar. İlaç şirketleri ekonomik olarak karlı olmayacak araştırmalara para yatırmazlar, bu yüzden bazı tümör türleri için hali hazırda bitkisel tedaviler iyi bir çözüm olabilir. Ancak yukarıda belirttiğimiz gibi, bu bitkilerin etkilerinin ve yan etkilerinin bilimsel olarak test edilip kanıtlanmış olması gerekir. Beyin tümörü tedavisini mahalle aktarının hazırlayacağı etkisi ölçülmemiş, yan etkisi test edilmemiş, saflık ve toksik derecesi bilinmeyen ilaçlara bırakmak işi çok şansa bırakmaktır. Bu yüzden en azından bilimsel bir dayanağı olan, kontrollü şartlar altında hazırlanmış ilaçlara, hekim kontrolünde yönelmek gerekir.

Bitkisel ilaçların fiyatı
Burada şu nokta da önemlidir. Yeryüzünde hiçbir bitkinin değeri yüzlerce dolar değildir. Bitkiler doğada saf olarak bulunur ve kolayca yetiştirilir. O yüzden yüzlerce dolara satılan bir bitkisel karışım sizin amiyane tabir ile 'yolunacak kaz' olarak görüldüğünüzün bir işaretidir. Size böyle yaklaşan insanlardan uzaklaşın. Çünkü bu tip para odaklı ahlaksız insanlar sizin sağlığınızı tehlikeye atacak şeyler yapmaya da meyillidir.

Beyin tümörüne iyi gelen bitkiler nelerdir?
Aşağıda beyin tümörü üzerinde etkileri bilimsel olarak araştırılmış ve kanıtlanmış bitkilere ait bilimsel makalelerden derlenmiş güvenilir bilgiler vardır:

30 Haziran 2009 Salı

GammaKnife tedavisi nedir? Kimlere uygulanabilir? GammaKnife nerede uygulanıyor?

Gamma Knife iyi veya kötü huylu beyin tümörlerinin tedavisinde kullanılan bir radyocerrahi sistemidir. Bu yöntemde tümör bölgesi açılmadan dışarıdan gamma ışınları yollanarak tümörlü bölge kesilerek sağlıklı dokudan ayrılır ve tümörün yok olması sağlanır. Bunun avantajı cerrahın ulaşamayacağı yerlere ulaşılabilmesi ve hastaya neşter vurulmadan harici olarak tümörün yok edilmesidir. Böylelikle hasta narkoza girmez ve yürüyerek operasyondan çıkar. Şekil olarak MR cihazını andırır.

Gamma Knife nasıl çalışır? CyberKnife ile arasında ne fark var?
GammaKnife cihazı ilk bulunan radyocerrahi yöntemlerinden biridir ve 1967 yılında Lars Leksell tarafından bulunmuştur ve radyocerrahi alanının kurulmasına yol açmıştır. CyberKnife ile temel çalışma prensipleri aynıdır. MRI ile görüntülenen tümör bölgesine odaklanmış hassas bir ışın gönderilerek tümörün etrafı 3 boyutlu olarak çevrelenir ve canlı dokudan ayrılır. Gamma knife yönteminde CyberKnife'dan farklı olarak tümör etrafında 3 boyutta hareket eden mekanik robot kol yerine, ışın başa geçirilen sabit bir kask ile tamamen elektronik olarak odaklanır. Herhangi bir mekanik hareket sözkonusu olmadığı için ışın milimetrik oranlarda hassas bir şekilde tümör bölgesini çevreler.

CyberKnife ise hareketli robot kola sahiptir ve CyberKnife üreticileri bunun GammaKnife'a göre bir üstünlük olduğunu söylemektedir. Çünkü GammaKnife'da tedaviden önce hastanın kafasına metal bir çerçeve lokal anestezi altında sabitlenir. Bunun da hastanın psikolojisi üzerinde iyi bir etkisi olmadığını belirtiyorlar. Fakat bizce hastanın tedavi sırasında sabitlenmemesinin bazı olumsuz sonuçları da olabilir. Çünkü mekanik olarak hareket eden kolun hassasiyeti sınırlıdır. Aslında CyberKnife'da sabit kask yerine hareketli kolun eklenmesi aslında hastalara faydadan çok ticari bir seçimdir. Çünkü üretici şirket Accuray bu sayede GammaKnife'a ait patent korumasını geçebilmiş ve ona rakip bir cihaz üretebilmiştir.

Kask yerine hareketli kol kullanılması CyberKnife yönteminin vücudun başka bölgelerindeki tümörlere uygulabilmesini de sağlamıştır.

Gamma knife kimlere uygulanabilir?
Gamma knife yalnızca beyin tümörü hastalarına uygulanabilir. Genel bir kural olarak ancak çok büyük olmayan tümörlere (aşağı yukarı çapı 2.5cm kadar olan tümörlere) uygulanabilir.

Bunun sebebi Gamma knife cerrahisinde tıpkı diğer radyocerrahi yöntemlerinde olduğu gibi, ölü tümör vücut içinde kalır ve vücut tarafından parçalanarak dışarı atılması gerekir. Büyük tümörlerdeki doku ölüm hızı vücudun parçalayıp dışarı atabileceğinden çok daha fazla olur. Böylece vücut bu ölü dokuya karşı şiddetli alerjik ve iltihaplı reaksiyonlar gösterir. Bu hastada şiddetli sancılara, ateş yükselmesine ve krizlere yol açabileceğinden çok ender durumlar hariç kullanılmaz. Bu durumlarda hastalara açık ameliyatla iltihapın dışarı atılması için daimi bir şant takılması gerekebilir ki bu hasta için hem acılı hem de risklidir.

Türkiye'de Gamma knife nerelerde uygulanıyor?
Gamma knife cihazına ülkemizde yalnızca 3 hastane sahiptir:

İstanbul

Acıbadem Kozyatağı Hastanesi
İnönü Cad. Okur Sk.,
Kozyatagi, Kadıkoy,
Istanbul, 34742
Tel: 0 216 571 41 29
Fax: 0 216 658 84 38
Sorumlu: Prof Selçuk Peker peker@atlas.net.tr - Beyin Cerrahi
Sorumlu: Prof Meriç Şengöz msengoz@asg.com.tr - Radyasyon Onkolojisi
http://www.acibadem.com.tr

Marmara Üniversitesi Hastanesi
Tophanelioglu Caddesi No: 13/15,
34662 Altunizade,
İstanbul
Tel: 0 216 326 45 59
Tel: 0 216 444 03 53
Tel: 0 538 303 85 85
Fax: 0 216 327 52 49
Sorumlu: Prof. Türker Kılıç, turker.kilic@tnn.net
http://www.hastane.marmara.edu.tr

Ankara
Gazi Üniversitesi Tıp Fakultesi Hastanesi
Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümü
Beşevler, 06510,
Ankara
Tel: 0 312 202 51 16
Fax: 0 312 212 90 04
Sorumlu: Prof. Necdet Çeviker: nceviker@gazi.edu.tr
Sorumlu: Prof. Gökhan Kurt: gkurt@gazi.edu.tr
Sorumlu: Prof. Hakan Emmez: hakanemmez@hotmail.com
http://www.gammaknife.gazi.edu.tr

29 Haziran 2009 Pazartesi

Beyin ameliyatı izle

Beyin tümörü ameliyatı nasıl yapılır izlemek istiyorsanız şu videolara bakabilirsiniz.
Beyin ameliyatları lokal anestezi, genel anestezi veya canlı olarak yapılabilir. Narkozsuz yapılan ameliyatlar hastanın ameliyat sırasında beyin fonksiyonlarının zarar görme ihtimalini azaltır.



Beyin tümörü ameliyatlarında ülkemizde hastalar genelde genel anestezi altında ameliyat edilmektedir.



Anestezi verilen hastanın kafatası operasyon sırasında sabit durması için vidalarla metal bir çerçeveye tutturulur. Bu metal çerçeve aynı zamanda doktorun hastanın beyninde rahatça ameliyat etmesine yardımcı olur. Bu teknik ile yapılan beyin ameliyatına sterotaksik beyin ameliyatı veya sterotaksik cerrahi adı verilir.

Türkiyenin en iyi beyin cerrahı

Beyin vücudun en hayati organıdır. Vücudun bütün diğer organları hatta kalp dahi değiştirilebilse dahi, beyin için böyle bir durum söz konusu değildir. Bu yüzden size yapılacak bir beyin ameliyatı için en iyi beyin cerrahını aramakta çok haklısınız. Ülkemizde yabancı ülkelerdeki bazı yeni teknikler ve teknolojiler maalesef yoktur. Bu sebeple iş genelde cerrahın maharetli ellerine, bilgi ve tecrübesine kalır.

Türkiye'de sayısı çok olmasa da beyin cerrahisi konusunda başarılı doktorlarımız vardır. Doktor seçerken onun bilgisine tecrübesine baktığınız kadar onun size ve hastalığınıza yaklaşımı çok önemlidir. Öncelikle doktorun duruma gereken ciddiyeti vermesi gerekir, kendine aşırı güvenen doktorlar, risk almaya ve hata yapmaya meyillidirler. Aynı zamanda yeteri kadar bilgisi ve tecrübesi olmayan bir cerrah da, doğru müdahele yerine kendisi için en güvenli ve kolay yolu seçecektir. Bunu sizin sınırlı bilginizle tartıp ölçmeniz mümkün olmayabilir. Bu yüzden 1 cerrah yerine en az 3 cerraha danışmak yerinde olacaktır. Bu konuda doktoru küstürmek kızdırmak gibi endişeleriniz olmaması gerekir. Bir başka cerraha danışarak doktorunuza saygısızlık yapmıyorsunuz, aksine doktorun verdiği karar için girdiği sorumluluğu azaltıyorsunuz. Sonuçta tek başına karar veren bir doktor, tüm sorumluluğuda üzerine alacaktır, fakat birden fazla doktorun onayı ile yapılan bir operasyon tıbbi ve hukuki yükümlülüğü azaltacaktır. Sağlık sizin sağlığınız ve sağlığınızı en iyi mudafaa ettiğiniz için kimse sizi suçlayamaz. Beyin ameliyatları çoğu zaman farklı yorumlara müsait durumlardır. Konusunda en iyi 2 beyin cerrahı dahi fikirlerinde ters düşebilir.

Beyin cerrahı seçerken doktorunuzun size karşı nezaket ve saygıdan çok dürüst ve açık olmasını tercih edin. Size her türlü riski açık yüreklilikle söyleyebilmelidir ki siz de doğru kararı alabilesiniz. Şayet nezaket ve sizin moralinizi bozmamak adına size gerçekleri ve riskleri tam netliği ile söylemiyorsa sizin aslında göze almayacağınız riskleri de almanıza sebep olabilir. Örneğin iyi huylu beyin tümörlerinde ameliyat her zaman şart olmayabilir ve bu hastanın seçimine kalmış bir durum olur. Bazı hastalar, beyninde bir kitle olmasından çok fazla rahatsızlık duymazlar, bir diğer hasta ise bu durumdan son derece huzursuz olup bir an önce böyle bir tümörden kurtulmak isteyebilir. Ancak bilinmelidir ki her müdahele de küçük de olsa bir risk vardır ve bu riskler konuşamama, felç gibi ciddi şeyler olabilir. Sizin kendinize göre durumu tartıp bu iki riski değerlendirmeniz gerekir.

Bura da reklam olmaması açısından yazımızın içinde size en iyi beyin cerrahlarının bir listesini vermeyeceğiz ancak yazının altında ki yorum kısmında arkadaşlarımızın tecrübelerinden faydalanabilirsiniz.

En iyi beyin cerrahi bölümleri nerede?


Beyin cerrahisinde en ileri ülkeler Amerika, İngiltere, Fransa, Almanya ve Japonya'dır. Bu ülkelerde operatif MR , beyin fonksiyon haritalaması, narkozsuz ameliyat, lazerli mikrocerrahi gibi son derece yeni tekniklerle beyin ameliyatları gerçekleştirilmektedir. Beyin insanın en önemli ve hayati organıdır, bir insan kalp dahil vücudunun pek çok uzvunu ve organını kaybetse de yine yaşayabilir ancak beyin hasarı görmesi her insan için geriye dönüşü olmayan ve hatta hayati sorunlara yol açabilir. Bu yüzden beyin ameliyatları için en iyi beyin cerrahi bölümlerini ve en iyi beyin cerrahlarını tercih etmede son derece haklısınız.

Yurtdışında tedavi olmak maalesef çok az hastanın sahip olduğu bir şanstır. Maddi külfetinin yanı sıra, hastanın yurtdışında uzun süre kalması, onun ailesinden, dostlarından en çok ihtiyacı olduğu zamanda ayrılması, dil, din ve kültür farkı olan yabancı bir ülkeye gitmesi hastayı olumsuz etkileyecektir. Ayrıca uzun süreli uçak yolculukları kritik durumlardaki hastalar için yorucu ve riskli olabilir. 

En iyi tedavi hastanın, bulunduğu ortamda, hayatını çok fazla sekteye uğratmadan alabileceği tedavidir. Ülkemizde ki beyin cerrahi bölümleri yurtdışındaki pahalı ve en yeni teknolojilere sahip olmasalar da, bilgi ve tecrübeleri ile hasta için en risksiz şekilde beyin ameliyatlarını gerçekleştirebilecek doktorlarımız bulunmaktadır. 

Ülkemizde cihaz ve yenilik açısından en iyi cerrahi bölümleri, kuşkusuz büyük üniversite hastaneleridir. 

Türkiye'nin beyin cerrahisi konusunda en gelişmiş üniversite hastaneleri, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi, Ankara Gazi Üniversitesi Hastanesi, 9 Eylül Üniversitesi Hastanesidir.

Bunlar sürekli yenilikleri takip ederler ve mümkün olduğunca yeni teknikleri ve cihazları getirmeye çalışırlar.  Ancak yine de bu hastaneler de hasta yoğunluğu büyük bir problemdir. Beyin cerrahisi gibi aciliyet ve önem arzeden bir konuda her zaman kısa sürede ameliyat şansı bulunamayabilir. Bu gibi durumlarda hastanın en iyi şansı, büyük ve gelişmiş bir özel hastane olacaktır. 

Beyin cerrahisi konusunda en gelişmiş teknolojilere sahip özel hastaneler, İstanbul Acıbadem Kozyatağı Hastanesi, Amerikan Hastanesi ve International Hospital'dır.


27 Haziran 2009 Cumartesi

Diffüz Astrositom

Diffüz Astrositom bir beyin tümörü çeşididir. Bu tümör beyinde bulunan astrosit adı verilen yıldız şeklindeki hücrelerin kontrolsüzce üremesi sonucu oluşur. Astrositom adı verilen bu kitleler ya tek başlarına büyük bir yumru oluştururlar veya küçük kitleler halinde beynin çeşitli yerlerine dağınık halde bulunurlar. Küçük ve dağınık halde bulunanlara Diffüz Astrositom adı verilir.

Diffüz Astrositom tek bir yumru oluşturmadığı için bunun ameliyatla alınması söz konusu değildir. Aynı şekilde kitleler dağınık olduğundan radyoterapi uygulanması kesinlikle tavsiye edilmez. Uygulanacak Radyoterapi geniş bir alanı kapsayacağı için sadece tümörleri değil beynin sağlıklı hücrelerini de öldürür. Sonuç olarak hastada konuşma bozuklukları, felçler, zeka gerilemesi, şuur kaybı gibi durumlara yol açar. Ülkemizde radyoterapi konusunda özellikle SSK doktorları çok rahat davranmaktadırlar ve her türlü hastaya, tümörün cinsine bakmaksızın radyoterapi uygulamayı önermektedir. Bunun başlıca sebebi tedavi maliyetidir, radyoterapi herhalukarda uygulanacak ilaçlı tedaviden çok daha ucuza mal olur.

Diffüz Astrositomlar temel olarak kemoterapi ile tedavi edilirler. Kemoterapi Temodal adı verilen ağızdan alınan, yan etkileri fazla olmayan bir hap ile uygulanır. Bu kemoterapi sanılanın aksine hastada saç dökülmesine vs yol açmaz.

Tümörler şiddetlerine göre WHO (Dünya Sağlık Örgütü) tarafından 4 dereceye ayrılmışlardır. Tümörün derecesi genelde patoloji raporlarında WHO Grade I, WHO Grade II, WHO Grade III, WHO Grade IV olarak belirtilir. Grade I tümörleri halk arasında genelde iyi huylu tümör diye adlandırılır. Bu tümörler muhtemelen zamanın birinde oluşmuş ve gelişmelerini neredeyse durdurmuşlardır. Grade II tümörlerinde ise gelişme çok yavaştır ve tümörün büyümesi yıllar sürebilir. Grade IV tümörleri çok agresif olup tedavi edilmedikleri takdirde 6 ay gibi bir süre içinde hastada hayati tehlikeye yol açabilirler.

Diffüz Astrositom Grade II ve Diffüz Astrositom Grade III için ilk tedavi yöntemi Temodal adlı ilaç kullanılarak yapılan ilaçlı tedavidir. Yurtdışında Amerika, İngiltere, Almanya, Fransa gibi belli başlı batı ülkelerinde bu tedavi standard tedavi kapsamındadır ve sosyal sigorta kapsamında hastalara ücretsiz uygulanır. Ancak ülkemizde Sağlık Bakanlığı Temodal adlı ilacı Grade II ve Grade III tümörleri için onaylamamıştır. Bu sebepten de Temodal tümörünüz Grade IV olana kadar SSK tarafından karşılanmamaktadır. Özel sağlık sigorta kapsamında değilseniz bu tedaviyi cebinizden ödemek zorundasınız.

Sizde Diffüz Astrositom Grade II veya Diffüz Astrositom Grade III görülmüşse SSK doktorlarının size önereceği tek tedavi Radyoterapi olacaktır. Ancak yukarıda değindiğimiz gibi bu son derece risklidir.

26 Haziran 2009 Cuma

Beyin Tümörü belirti ve belirtileri nelerdir? Beyin tümörü çeşitleri ve tedavisi

Beyin Tümörü Nedir?
Beyindeki normal hücrelerin anormal şekilde çoğalarak oluşturdukları kitlelere beyin tümörü denir.

Bu sonradan oluşan kitle kafatası içi basıncının artmasına sebep olarak beyin üzerine baskı yapmaya başlar ve bu baskı beyin işlevlerinde bozukluklara ve krizlere yol açar.

Beyin tümörü kimlerde görülür?
Herkeste her yaşta görülebilir. 9 yaş altı ve 55 yaş üstü daha sıklıkla görülen beyin tümörlerine erkeklerde daha çok rastlanır.

Beyin Tümörü çeşitleri nelerdir?
Beyin tümörleri genellikle birincil ya da ikincil olarak sınıflandırılırlar. Birincil tümörler beynin kendisinde oluşan tümörlerdir. İkincil tümörler vücudun herhangi bir yerinde başlayan başka bir tümörün beyne metastaz yapması sonucu oluşur.

Beyin tümörleri, tümörleri oluşturan hücre türüne ve beyinde bulunan yere göre Astrositoma, Oligodendroglioma, Glioblastoma Multiforme veya beyin sapı tümörü şeklinde adlandırılır.

Beyin Tümörü Belirtileri Nelerdir?

  • Beyin tümörünün başlıca belirtileri şunlardır:
  • Baş ağrısı
  • Epilepsi benzeri bayılmalar
  • Vücudun bazı bölgelerinde kısmi felçler
  • Şiddetli kusmalar
  • Bazı fiziksel yeteneklerimizin kaybı
  • Kişilik bozuklukları
  • Başağrısı
  • Kusma
  • Sara tarzında bayılma nöbetleri
  • İlerlemiş dönemlerde (Beyinde yerleştiği yere göre) vücudun bazı bölgelerinde felç belirtileri
  • Kişilik bozuklukları, bazı yeteneklerde (hesap yapma yazı yazma gibi) bozulma.